Zamandan,mekandan ve ölçüden bağımsız düşünemeyenler savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle…
enis yıldız ( hiç kimse )
Beni benden alamadınız…Aldığınız hep farklı bir BEN’di…
enis yıldız ( Hiç Kimse )
Kendini bilmeyenler,kendini bilenleri de kendilerine benzetmek istediler…
enis yıldız ( hiç kimse )
Herkese özgür yaratıcı iradeyle,tasarlayıcı düşünce süreçlerine göre kendini genişletme gücü verildi…Ancak bazıları bu ışığı;korkunun,kibrin ve hurafelerin karanlığıyla karartmak istedi…Bedenlenmemiş varlıklardan ilkelliğinizin önünde diz çökmesini nasıl beklersiniz?Diz çökmek ve diz çöktürmek,sadece ölümcül kibri güçlendirir…Yaratıcıya olan saygınızı ve minnettarlığınızı göstermek istiyorsanız,düş(ünme) sanatıyla var olanı en iyi şekilde dönüştürmeyi öğrenin…Düş(ünce)lerinizin yaratıcılığı,kadarsınız…Aşılamayacak hiçbir şey yok…Kendinizi aşın…Aştığınız yerde buluşalım…enis yıldız (Hiç Kimse)
Asırlardır bilge varlıklar bilmecelerle,şarkılarla ve yazılarla size yol gösterdiler…(Düş)üncelerin,Tanrı’yla olan zihinsel bağını size her an hissettirdiler…Çoğunuz bunu hissetmeyi reddettiniz,çünkü sorumluluklarınızı kendi bedeninizde taşıyabilecek kadar gelişmemiştiniz…Günahları kanla temizlemeye çalıştınız,Nasıralı İsa’yı bu yüzden mi çarmıha gerdiniz?Taşlama,kırbaçlama,zehirleme,çarmıha germe,kılıçla öldürme,idam,boğarak ve yakarak öldürme cezalarınızla ve diğer ilkelliklerinizle kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…Bunların hesabını sizden,emin olun,sevgi dolu bir TANRI sormayacaktır…(Düş)ünceleriniz kadarsınız…İnandırıldıklarınızı,gerçeği bilerek,yaşayacaksınız…Cehennem de,cennet de SİZ’siniz…enis yıldız (Hiç Kimse)
Her şeyin özünde ve her yerde olan (bir) Tanrı’ya,insanlar neden tek yöne dönerek ibadet ederler?İnsanın kıblesi kendi özü (her yön) değil midir?Mekke,Kudüs ve Vatikan merkezleri ile sınırlanan inançların savaşı…Tanrı’nın beşiğinde yoktur kan ve gözyaşı…Kendinizden olmayanları kendinizden olmaya zorladıkça,gerçek kendiniz hiçbir zaman olamayacaksınız…İnançlar Kan Dökerek Yayılmaz…enis yıldız (Hiç Kimse)
Toplumsal bilincin düşük düşünce frekanslarıyla hipnoz edilenler,yüksek düşünce frekanslarına ulaşmayı hayal bile edemezler…Sizin geri çevirdiğiniz tüm düşünceleri kabul edip mantık yürütenler,harikalar yaratabilirler…Süper güçler ya da süper hörgüçler…Kim kazanırsa kazansın,insanlık kaybeder…Kan ve gözyaşı ile beslediğiniz bütün topraklar sizi daha ne kadar besleyebilir?Şimdiye kadar,kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…Bir felaket beklemeyin,sakın…Hepiniz zaten tam bir felaketsiniz…enis yıldız (Hiç Kimse)
Ödünç düşüncelerin protez beyinlere fazla geldiği bir yaşama alanında,gerçek ve saf duygular protez kalplerde yaşayabilir mi?Zihinsel uyanış tam olarak başladığında,kendi iç sesine sağırlaştırılmış insanları yeniden nasıl uyutmayı planlıyorsunuz?Kovulduğunuz yeri kendinize benzetmeye çabalayacağınıza,kendiniz neden kovulduğunuz yere benzemeye çalışmıyorsunuz?enis yıldız( Hiç Kimse )…
Şimdi’yi göremeyecek kadar,geçmiş ve gelecekle (yanılsamalarla) meşgul olan dünün dün’yasının (uyu)şturulmuş insanları arasında mutlu olamamak beceriksizlik midir?İnsan,olduğundan daha fazlası olduğunu ne zaman anlayacak?Asırların bulaşıcı ilkelliği bir an’da sona erdirilebilir mi?Hangi varlığa Tanrı dediğinizi bilmiyorum…Bildiğim tek şey;O’nu kendinize benzetmeye çalıştığınız…Cezalandırıcı,sorgulayıcı ve ilkel bir tanrı yok…Sınırlı düş(ünce)lerinizle yarattığınız bütün her şeyle yüzleşeceksiniz…Ve o zaman cennetin de,cehennemin de siz olduğunuzu daha iyi anlayacaksınız…Her şeyi gerçek adıyla söylemeyi başaramadınız…Kendinize,Tanrı’ya (özünüze) yabancılaştınız…Yine de (biri)lerinden ümitliyim..enis yıldız ( Hiç Kimse )
Karanlık ışığın yokluğu değildir,ışığın (düş)ünce duvarlarıyla engellenmesidir…Şeffaf ve saf (düş)üncelerin ışığının tertemiz zihinlere sızmasını hangi bulaşıcı ilkellik engelleyebilir?Dönüşüm,anında değil,an’da olur…Putperestler zamanla hakperest olmadı mı?Şimdi hepinize soruyorum…An’ı yaşayanlar mı hayalperest,yoksa yansımaların ve yanılsamaların dünyası mı asbest?Bütün realite katlarını,kalpleri gibi katılaştırmak isteyenler,ölümcül kibri kullanarak insanlığı korkunun karanlığıyla hipnoz etmediler mi?Asırlardır kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…İnan(dırıl)dıklarınızla,gerçeğin ne olduğunu bilerek,yüzleşeceksiniz…Korkmayın!Dönüşünüz,Özünüzedir…enis yıldız ( hiç kimse )
Ufukta doğan güneşi izledim…Onun gökyüzünde yaptığı yolculuğu batıda sona erdirişini ve uykuya dalışını izledim…Güneş,sessizce karşılık beklemeden yaşamı yönetiyordu…Birbirleriyle savaşan korkusuzmuş gibi görünen ilkel savaşçıların,güneş batınca savaşmayı bıraktıklarını gördüm…Sen bu yazıyı okuyan kişi,karanlıkla savaşabilecek kadar aydınlık mısın ya da aydınlığı yok edebilecek kadar karanlık mısın?enis yıldız ( hiç kimse )
Geçmişte size yardım etmek isteyenlere tek tek eziyet ettiniz ve birçoğunun canını aldınız…Bazılarını ise tam tersine putlaştırdınız ve onların sözlerini işinize geldiği gibi çarpıtıp saptırdınız…Hurafe ve inkar yobazlarına inandınız…Yedi realite düzeyini var eden ”bilinç ve enerji” adına bütün iğrençlikleri yaptınız…Putları yıktınız,ama daha büyük putlar yarattınız…enis yıldız (Hiç Kimse)
Işık hızının sınır olması ve ışık hızına erişilememesi,evrenin değil;insanın sınırlarını ortaya koyar…Düşünce ve düş gücünün tamamını kullanan bir varlık,insan değildir;ışığa dönüşebilir…enis yıldız (Hiç Kimse)
Yeni savaş alanı ”zihin”…”Oku”mayı 3 kitapla sınırlandırılmış basit bir emir mi zannediyorsunuz? Size algılatılanlar arasından algıladıklarınızı,tam olarak algılamadan,mutlak gerçeğe ulaşamazsınız…enis yıldız …
İyilikleri Tanrı’nın izniyle yapanlar,yaptıkları kötülükler için ”şeytana uydum” derler…Özgür iradesi olmayanları ölümcül korku ve kibir terbiye eder…enis yıldız (hiç kimse)
İlk emirin ”oku” olduğunu unutanlar ; sadece ; meydan,lanet ve bela okudular… Zihinlerinizi okuyanlar,canınızı okuyamayacak kadar merhametlidir…Sizden olmak istemeyenler için ”bizdendir” diyebilecek kadar çoğul değilsiniz,ama ”onlar” yine de sizdendir… enis yıldız…
Müslüman,Hristiyan,Musevi kardeşler;önce insan oldukları için kardeştir…Ama,köktenci anlayış buna izin vermemektedir…Kendinizden olmayanları da kardeşiniz olarak göremez misiniz?Göksel bilgelikle dolu öğretileriniz,bir gün bu yüzden yerle bir olabilir…Birlik olamayanlar,yerle bir olmaya mahkumdur…(enigma günlükleri)enis yıldız…
İçinde ölmeye son verdiğinde,gerçek hayat seni aşarak varlığının tüm hücrelerine nüfuz edecek…İşte o zaman ölüme karşı yaşamsal bir tehdit olacaksın…Oluşunun bütünlüğüne geri dön,sorumluluk seviyeni yükselt…Ancak fikirlerine olan adanmışlığının niteliği,her türlü niceliğin üstesinden gelebilir…Dışarıda karşılaştığın engeller,içindeki sınırlardır…Kimseyi suçlama ve suçu dışarıda arama…Suçu kendi içinde ara…İçinde eylemde bulunabileceğin tek dünya ”Şimdi”dir…İçsel birliğe sahip olmayan insanlar için inanmak ve inanmamak aynı yalana hizmet etmektir…İçindeki manevi çürümüşlükten kurtul,sen değişirsen,herkes değişir…Dünya’nın değişebileceği tek an ”Şimdi”dir…Gerçek bir savaşçı değilsen,şimdiye kadar ki okuduğun tüm cümleleri unut…Gerçek bir savaşçıysan eğer,unutmaya değil,hatırlamaya odaklı olduğunu herkese göster…Gölge oyunlarını sona erdirmek için herkesin aydınlığına ihtiyacımız var…(Enigma Günlükleri-Gerçek Savaşçı)enis yıldız…
Havva’nın sütünden kesilmiş Kabil’in çocuklarının masallarıyla yeryüzü asırlardır uykuda….Tapınılmaktan çıkan tapınakların sunaklarında kurban edilenlerin çığlıkları var yeryüzünün damarlarında…Lisanı yalnızca hayat olanlar,yeryüzünün tüm topraklarını neden kutsal saymazlar?Kendinizden olanlarla birlikte kurduğunuz ötekileştirmeye dayalı her cümlenin başında ”biz”…”Siz kimsiniz ve kimin adınadır söyledikleriniz?”Sizden olmak istemeyenler için ”bizdendir” diyebilecek kadar çoğul musunuz?Taşınmaz bedenlerin mülkiyeti,ebedi ve edebi aşka aittir…Ebedi birliğin ”bizdendir,bizden değildir” mantığıyla bezenmiş kemikleşmiş hataların üzerine kurulması ne derece doğrudur?(Enigma Günlükleri)enis yıldız-[hiç kimse]
Özgürlüğü her an yeniden keşfedenler,ebedi teyakkuz halini edebi yaşayanlardır…Her şeyi,”an”ın eş zamanlı görüntülenmesi ve ”Şimdi”nin yansıması olarak kabul edenler,özgürleşerek her şeyi değiştirebilirler…Kapılar ve köprüler kimseyi özgürleştiremez…Herkes kendi özgürlüğünü,önce kendi zihninde yaratır…Yaratamayanlar;yaratanların ve yaratılanların yarattıklarının bir parçası olurlar…Kimsenin kimseyi,istenmedikçe değiştiremeyecek olması,değişimi engellemez…Değişim anında değil,an’da olur…(Enigma Günlükleri)enis yıldız…
Ölülerini yerin altına gömen insanlar,neden kurtarıcıyı kendi ruhunda değil de,gökyüzünde arar?İnsanların ölmeden,öldürmeden var olabileceği bir sonsuzluk masalı neden hiç ayakta uyutulanlara anlatılmaz?Kendinizden olanları süslü cümlelerinizle yere göğe sığdıramadığınız,”öteki”leş’‘tirilmeye dayalı bir düzen yarattınız…Sürümden kazanma mantığının eseri olan sürümünüzü asırlardır güncelleyemiyorsunuz…Ve bu belirsizlik,sizi korkutuyor…(Ölümcül korku ile insani cesaret arasındaki savaş)(Enigma Günlükleri)enis yıldız…
Hurafe yobazları Tanrı’yı asırlardır yanlış tanıttıkları için inkar yobazları Tanrı’ya inanmıyor…Cahil ve cezalandırıcı bir Tanrı olabilir mi?Sevgi dolu bir varlığı kendinize nasıl benzetirsiniz?Tanrı’ya sonuna kadar inanan biri,insanların kurguladıkları inanç sistemine inanmıyorsa,inançsız mı olur?Herkes kendi ruhuna en iyi şekilde baksaydı,ruh kirliliği diye bir şey olur muydu?Önce size sözde toplumsal bilinç (program)larıyla sağlıklı düşünmeyi unutturdular,sonra da sizi her yönden daha iyi sömürebilmek için her yere kuantum düşünce merkezleri kurdular…Somurtanları sömürürler…HOŞça kal…enis yıldız( Hiç Kimse )
Büyük bir gizlilikle,beyinlere enjekte edilen her türlü mesaj,siz farkında olmadan davranışlarınızı,bakış açınızı ve karar verme mekanizmanızı derinden etkiler…Gizli kalmış korkularınızı,arzularınızı ve travmatik anılarınızı size karşı kullanıyorlar…Yeni savaş alanı insan zihnidir…İnsan zihnini ve bilinçaltını ele geçiren,dünyayı ele geçirme gücüne de sahip olacaktır…(Her şeyin kılıfına itinayla uydurulduğu bir yaşam alanında,asırlardır ayakta uyutulanları,uykuda olduklarına nasıl inandırabilirsiniz?)(Dünün Dün-ya’sı)enis yıldız-hiç kimse…
Ben bir hiç kimseyim…Her kimse olmaya çalışmayan bir hiç kimse…Başka ünvan istemem,çünkü çok fazla gelir,hiçliğime…illegal yazar enis yıldız…
İçi boşaltılmış değerlerle değerlen-diri-l-meyi, diri olmayanlara bırakmayacak kadar diri-yim…illegal yazar enis yıldız…
Tanrı imzalı dünyevi esaret,düşlerimi ipinden kopmuş uçan balonlar gibi uçurmuş olsa da;içimdeki yaşlı çocuğun pahalı robot resmini,sahte mutluluğun ucuz dünyevi resmine değişmedim…illegal yazar enis yıldız…
Karanlık,aydınlığın suçudur ve aydınlık kolay kolay aklanamaz…Karayolları beyazlatın,aydınlık yollarda ilerlesin hayaller… illegal yazar enis yıldız…
Kanımızın ve gözyaşımızın renginin aynı olduğu bir yeryüzünde,morun öncesindeki değil,morun ötesindeki renklerle yaşamak istiyorum,ama buna ötenazi hakkımı savunmayan hücrelerim izin vermiyor…İnancın hitabet sanatı ile kitlelerin köküne ektikleri şiddetli fanatizm tohumunun genetiğini katışıksız sevgi ile değiştirmek istiyorum…Mutlulukların mutsuzluklar üzerine kurulmadığı; süper güçlerin,süper hörgüçlerle savaşmadığı;kan ve gözyaşı ile beslenmeyen başka bir dünya mümkün mü?illegal yazar enis yıldız…
Tanınması gerekenler değil,tanınanlar tanınmayacak halde…Tanımayı ve tanınmayı,tanıyamıyor kimse…Hiç kimse,her kimse olduğu kadar,hiç kimse…İsminizin önündeki her ünvanla ”ben”leşir,isminizin sonundaki her ünvanla ise genleşirsiniz…”Ben”leşmenin sonu vardır,ancak genleşmenin sonu,yalnızca sondur…enis yıldız-hiç kimse…
Zihin kaderi oluşturur,kader de zihni…Zihnin,kaderin,geçmişin ve geleceğin bir aldatmacadan ibaret olduğunu düşünmen;sahnelenen bir oyunun sonsuz tekrarı ile hipnoz edilmeni engellemez…Her şeyi,”an”ın eş zamanlı görüntülenmesi ve ”Şimdi”nin yansıması olarak kabul edersen,ancak özgürleşebilirsin…Kapılar ve köprüler seni özgürleştiremez…Herkes kendi özgürlüğünü,önce kendi zihninde yaratır…Yaratamayanlar;yaratanların ve yaratılanların yarattıklarının bir parçası olurlar…illegal yazar enis yıldız…
”Gelecek” tüm insanların paylaştığı bir bilgeliğe mi,yoksa her şeyin sonunu getiren bir yıkıma mı sahne olacak?Altın Çağ,aydınlık ve karanlık ile insani cesaret ve ölümcül korku arasındaki savaşın sonucuna göre şekillenecek…Hiç başlamadan sonsuzluğa gömülmemesi,insanlığın elinde…Ebediyetin Edebi Ödenen Bedeliydi,Özgürleşme Süreci…Ölüme karşı yaşamsal bir tehdit olmayanlar ile aslı gibi olmayanlar,ebediyetin edebi ortak paydasını oluşturamazlar…(Güncelleme Hatası-enigma günlükleri)enis yıldız…
Göreceli kavramlar üzerine kurulmuş Armageddon Savaşı ne kadar adil olabilir?Öldürerek yaşayanlar ya da yaşamak için öldürenler ne tür bir ruhun tekamülü için buradalar?İnsanların tümünün ölümün maaş bordrosunda yer aldığı,hayatta kalmaya odaklı bir mücadele ne tür bir hipnotizmanın yapay sonucudur?Her şeyin ”en son”una sahip olduğunu düşünen toplumlar neden süper güç değil de süper hörgüç vazifesi görürler?Hatalı sürümler,sürümden kazanma mantığının eseri değilse,zihinleri güncellemeye giden köprü ve kapı nerede?Sonsuzluk masalı dışındaki masallarla ayakta uyuttuklarınıza,tüm spatyomların ayakta yolcu kabul etmediğini nasıl açıklayacaksınız?Sadece yasakların yasaklanamadığı,çoktan seçmeli bir düzen,çok eşlilerin mi yoksa çok seslilerin mi eseri?(Sistem Hatası- enigma günlükleri)enis yıldız…(12+1) ve (7+1) …
Asırlarca emek verilen aydınlanmanın yüceliği,kendini bilmeyenlerin karanlık ve nefsani isteklerine terk edilmişse,işte o zaman sona çok yaklaşılmış demektir…Çağın ilerisindeki evrenselliğe açılan kapılar,dar ve sığ görüşlüler için ”dar”,evrensel özgürlüğünü yitirmemiş olan çağdaş ve ileri görüşlüler için ”geniş”tir…
Cesaretsizleştirilmiş korkuları olanlar için niteliğin değeri,niceliğin değeri kadardır…Var olan vardır,var olmayan yoktur…enis yıldız-hiç kimse…
Edebi aşkın miadı dolmak üzere,ebedi aşkın miladı nerede?illegal yazar enis yıldız…
Kanımızın ve gözyaşımızın renginin aynı olduğu bir yeryüzünde yaşıyoruz…Uzun dönem insanlığın bedelli ve kısa dönem yapıldığı dünyanın her bir kutsal toprağı,daha fazla kan ve gözyaşı ile beslenmesin…Bizi ayıran değil,bizi birleştiren özellikler üzerinde yoğunlaşalım…Dünyayı basit bir adak ağacına çevirenler,artık,bahis oyunlarını bıraksınlar…”Tanrı Zar Atmaz…”1 insanın değeri,paha biçilemezdir…Ebediyetin edebi ödenen kan bedelidir,diyet…enis yıldız-hiç kimse…
Olumsuzlukları lanetleyerek,onları sonlandıramazsınız…Aksine;olumlu olan herşeyi ,olumsuzlukların gölgesine teslim etmiş olursunuz…Kendini geleceğe evrensel değerlerle nakleden her insan yüksek bilince erişerek ruhsal kurtuluşa ulaşır…İlkel insanları değiştirmeye çabalamayın;çünkü onlar geçerliliğini yitirmiş öğretilerle uyutuluyorlar…Geçmişte en kanlı cinayetler,süslü ideolojilerin gölgesinde işlenmedi mi?Sisteminizi asırlardır güncelleyemediğiniz için ”kıyam”a giden yolun kıyımdan geçtiğini zannediyorsunuz…Yanıltılıyorsunuz,yanılmayın…(Enigma Günlükleri)enis yıldız-hiç kimse…
İnancın hitabet sanatı kullanılarak kitlelerin köküne ekilen şiddetli fanatizm tohumu, insanlığın sonunu getirmeden,”birileri”nin çıkıp bu ilkel tohumun genetiğini,gerçek katışıksız sevgi ile değiştirmesi gerek…Çok eşlilerin yapamadıklarını çok sesliler yapabilirler…Bunun için,süper güçler ile süper hörgüçler arasındaki savaşa son verilmeli…Kendinize ve kendinizden olmayanlara daha ne kadar yabancılaşmayı düşünüyorsunuz?Sizler için çok büyük oyunlar hazırladılar,oyunlar oynanmasın…(Yeni Dünya Düzen-Siz-liği)enis yıldız- hiç kimse…
Evrensel değerlerin yarım pansiyon olarak yaşandığı bir yeryüzü otelinde,kaç gün daha konaklayabilir ki her kimse?Zihinsel soykırımı her bir bedende,asırlar önce başlatanlar,”son”un sonunu getirebilecek bir ”son”u sonlandıramazlar…İçinde yaşadığımız akvaryumu kirleten,zihinleri kilitleyen ve toplumları acınacak hale getiren nedir?Ezber,bir ”zihinsel soykırım”dır ve bozulmak içindir…(Ezberbozan)enis yıldız-hiç kimse…
İnsanların gizli kalmış korkularını,arzularını ve travmatik anılarını onlara karşı kullanıyorsunuz…Kendini geleceğe evrensel değerlerle nakleden her insanın yüksek bilince erişerek ruhsal kurtuluşa ulaşmasını istemiyorsunuz…Asırlardır içi boşaltılmış öğretilerle eğittiklerinizin beyinlerini ”ezber”le yıkıyorsunuz…Başlatılan zihinsel soykırımın önüne geçemiyorsunuz…Birbirlerine bela ve lanet okuyan ölü seviciler ve ölü soyucular yarattınız…(Sonun nasıl sonlanacağını siz de bilmiyorsunuz hiç kimsenin de bilmediğini zannediyorsunuz…)(Güncelleme ve Sistem Hatası)enis yıldız-hiç kimse…
Bir insan kilitli olmayan,ama içeriye doğru açılan bir kapıyı çekerek değil de,iterek açmaya çalışıyorsa,odada hapistir…İçinize açılan kapılarda cennetinizi arayın…8 kapıdan kovuldukları yere,7 bacadan girmeye çalışanlar,kapı ve anahtar ”Siz”siniz…(İçinde yaşadığımız akvaryumun suyunun değişme zamanı gelmedi mi?)
enis yıldız-hiç kimse…
Tanrı devinim,renk,ses ve ışıktır…Tanrı tutkudur,sevgidir,sevinçtir,üzüntüdür… Tanrı,olduğu her şeyi sevendir…Tanrı,yaşamın bütünüdür,”an”ın atan nabzıdır…Tanrı,olan her şeyin sürekliliği ve ebediliğidir…Tanrı,her şey olan ve her şeyi içeren bir güçtür…Tanrı,yaşadığınız her anda,düşündüğünüz her düşüncede,her eyleminizde sizdir…Yargılayan ve zulmeden bir ”Tanrı” insanların kalplerinden ve zihinlerinden başka bir yerde,asla var olmadı…Kimilerini yargılayıp,kimilerini ise yücelten bir ”Tanrı”yı insanoğlu yarattı…
Düşlemeyi ve düşünmeyi seven sınırsız bir varlığın sonsuz işlem kapasiteli zihninde,düşünenler ve düşleyenleriz…Mutlak gerçekliği sorgulayabilecek kadar gerçek değilseniz,bulaşıcı ilkelliğinizi benim zihnimde denemeyiniz…İçi boşaltılmış değerlerinizle değerlendirilemeyecek kadar diriyim…Siz siz olun,onlar da onlar olsun…Nasıl olsa,”biz” sıfatını kullanabilecek kadar çoğul olamayacaksınız…(”Biz”,şahıs zamiri değildir…)enis yıldız ( hiç kimse )…
Sağımdaki birinin solundayım;solumdaki birinin sağındayım…Sağa sola çekmeyin düşüncelerimi…Ben,önce,evrensel değerlere sahip çıkan bir insanım…Ruhumu vakitlerle sınırlandırmadığım için,düşüncelerim zaman ayarsızdır…Hatırlatırım… enis yıldız-Hiç Kimse…
Bela ve lanet okuyanlar,meydan okuyanlar,zihin okuyamayanlar,masumların canını okuyanlar,ilk emir hangi okuma şekliydi?Zihinlerinizi okuyanlar,canınızı okuyamayacak kadar merhametlidir…illegal yazar enis yıldız…
Aydınlanmaya giden yol,Sıfır Noktası’na geri dönüşü içeren tekamül yolculuğudur…Bu görevi başaran kişi,bilinmeyeni ebedi bilgeliğe dönüştürmek üzere bilinir kılar…Dışsal bir kaynaktan yardım,anlam ve kurtuluş arayanların yardımına koşan Kadim Bilgelik ”İçinizdeki Tanrısallığı ortaya çıkarın” der…Ancak insan,içindeki hayvansallığı ortaya çıkararak,Kadim Bilgeliğin insanlığa asırlarca küs kalmasına neden olmuştur…Asırların laneti her kimsenin üzerindedir…enis yıldız (hiç kimse)
Ebedi aşkın ışığını hissetmek,var olduğunu ”bilmek”,düşlerin ve düşüncelerin en gerçek halini sınırsızca yaşamak gibi…AŞK’la,yeniden yeniden,”yeni”lenene kadar…Tek kitapla şair,yazar ve peygamber olanlar,tek kadına tapacak yürek var mı,sizde?(Ben de var…)Ben kim miyim?Ünvansız bir hiç kimse…Unutun,gitsin…Hiçliğin cürretini,sonsuzluk affetsin!enis yıldız ( Hiç Kimse )
İnsanların sınırlı zihinlerindeki Tanrı anlayışının,onların en çok korku ve saygı duydukları şeylerin kişiliğiyle örtüşmesi nasıl açıklanabilir?O’ndan başka hiç kimseden korkmadıklarını söyleyenlerin korkuya duydukları zoraki sevgiye ne demeli?Tanınan ve tanınmayan Tanrı’yı yaşamın özünde neden aramıyorsunuz?Bu süregelen özün bir parçası olmak ya da olmamak…Bütün meseleleriniz sizin olsun…enis yıldız ( Hiç Kimse )
Tanrı’yı kendi mağaranızın karanlığında değil,her şeyin özünde arayın…Kendi özünüzü yeniden yeniden yenilenene kadar arayın…Hangi anne,hangi baba çocuklarını ateşle cezalandırıp onların büyük bir acı içinde can çekişmesini izleyebilir?Uydurduklarınızdan ve inandırıldıklarınızdan iğrenme hakkımı sonuna kadar kullanacağımdan emin olabilirsiniz…Nefret etmiyorum,ancak zihinsel ilkelliğinizin midemi bulandırmasına engel olamıyorum…AFFEDİN…Hiç Kimseyi Hak Ettiğinden Fazla Sevemedim…enis yıldız ( hiç kimse )
İnandıklarınızı ve inandırıldıklarınızı yaşayacaksınız…Tanrı,onun aracılığıyla kendinizi istediğiniz gibi ifade etmenize izin veren Oluş’tur…Sınırlı düşünüşünüzle seçtiğiniz gerçekliği deneyimlediğiniz bir dünyada,cenneti ve cehennemi arayın…Sınırsızı düşünenlerin cenneti kendi özleridir…Her yerdir…Cehennem sadece insanların kalplerinde olan bir yerin ismidir…”İnsanlar” arasında yaşadığım için kendimden utanıyorum…Ezberledikleri tek tip yanıtların onları özgürleştireceklerini sanıyorlar…Başkalarının yanıtları,her kimseyi yanıltmadı mı?Yanıl(t)mamak için yanıtları kendi özünüzde arayın…enis yıldız ( hiç kimse )
Tanrı’yı özü gibi seven insan,tek korktuğunun O olduğunu nasıl söyler?İnsanın yaratıcılığını elinden alırsan,ona basit bir kul olduğunu söylersen,Tanrı’yı onun dışında gösterip ondan uzaklaştırırsan,o insanı kolayca yönetebilirsin…Güvenlik güçleri güvenliği sağlayamadığında,dinleri kullanıp ulusları kontrol edebilirsin…Ölümcül korku,ilkel beyinleri daha da çürütmek içindir…Cehennem sadece insanların kalplerinde olan bir yerin ismidir…Ezberlediğiniz tek tip yanıtlar hiç kimseyi kurtarabilecek güçte değildir…Yanıtları,bir başkasının özünde aramayın,yanılırsınız…Yanıtlar,kendi özünüzde…İnandırıldıklarınızı yaşayacaksınız,ancak gerçeğin ne olduğunu her an bileceksiniz…enis yıldız ( hiç kimse)
Karanlık,ışığın yokluğu mudur yoksa engellenmesi midir düş ve düşünce duvarlarıyla?Gölgesinden daha büyük olduğunu sanan insanların,aydınlıkta küçüldüğüne şahit oldum…Karanlığa,gölgen kadar izin verirsin…Gölge oyunlarını sona erdirmek için ışığım sadece aydınlığa armağan olsun…Siyonist-Evangelist masonlar kimin için havladığınızı biliyorum…Ben bu oyundan çıksam da,bu oyun bitmez…Benden daha büyükler oyuna dahil olur…(Kayıp Kıta Yükseliyor)enis yıldız ( Hiç Kimse )
Karanlık basit bir gölgedir,ışıksa en büyük kaynak…Yoğun ve sınırsız hurafelerin gölgesi koyu ve karanlıktır…Şeffaf ve saf (düş)üncelerin ışığının tertemiz zihinlere sızmasını hangi bulaşıcı ilkellik engelleyebilir?Bulaşıcı ilkellik ve (düş)ünce duvarlarıyla savaşmak için (gelecek)siniz,biliyorum…(Gel)eceğinizi Biliyorum…Bildiğimi biliyorsunuz…(Kayıp Kıta Yükseliyor)enis yıldız ( Hiç Kimse )
Yalnızken kalabalıklaşıyorum,kalabalıkların arasına karıştığımdaysa yalnızlaşıyorum…Kimin kim olduğunu bilmek bile istemiyorum…Anlatmıyorum,anlaşılmayı da beklemiyorum…Kozasından çıkamamış tırtıl taklidi yapıyorum,bir günlük yanılsamaların kurbanı olmamak için…İnsanlar vahşi doğaya döndüğünde,yalnızca bir kişi kral olur…Giydirenlerin dün’yasında bugün ne giyeceğinizi değil,o gün ne giyeceğinizi düşünün…Ben mağaramda olacağım,her zamanki gibi…Gölgesinden daha büyük olduğunu sanan insanların,küçülüşüne şahit olacağım,bulunduğum yerden(…)(…)enis yıldız ( Hiç Kimse )
Tanrısal sevgiden yoksun kalacakları korkusuyla,sorgulamadan her şeyi kabul edenlere,kurtarıcının kendi özlerinde olduğunu söylemeniz neyi değiştirir?Binlerce yıldır bunu görememeleri ve kurtarıcıyı kendi içlerinde değil de,göklerde aramaları hangi bulaşıcı ilkelliğin ya da kimlerin suçu olabilir?Kendi kutsal değerlerinin üstün gelmesi için kan dökenlerin duyduları tek şey;zevk midir?Ölüp yeniden diriltilmeyi bekleyenler,yani yaşayan ölüler,daha çok mu bekler?(Ego) yani,”Son” ve ”ilk” sıfatlarının esiri olanlar,ünvansızlığın en büyük mutluluk olduğunu anlayamazlar…enis yıldız (hiç kimse)
” Başlangıçta (kelâm)söz vardı ” diyen Yuhanna’ya katılmıyorum…Başlangıçta yalnızca düşüncenin sonsuzluğu vardı…Olmuş,olan ve olacak olan her şey;Yüce Akıl,Sonsuz Zeka ve Sınırsız (Düş)ünce’nin eseri…Tanrı içine dönüp kendisi olan düşünceyi tasarlamasaydı,”şekli olmayan düşünce” olarak kalacaktı…Tanrı düşünceyi düşünüp tasarladığında,kendisini kendisinin benzersiz formuna genişletti…(Benzersiz olan Tanrı’yı asırlardır kendinize benzetmeye çalışıyorsunuz…)Kendilerine ”biz” diyenler kim olduğunuzu merak etmiyorum…enis yıldız (hiç kimse)
İnsanların çoğu,hem görmedikleri bir şeye inanmayı reddediyor hem de en büyük illüzyon olan zamana tapınıyor ve onun esiri oluyor…Yaşamın her (an)ında,gençliğe ve onun zevklerine delicesine yapışanlara,ölüm hormonunun yaratıcısının kendileri olduğunu hatırlatmak gerek…Hayat,ölüm ya da kaza sigortalarıyla her şeyi kabullenenler,ölüme olan sadakatlerini bir kez daha gösterdiler…Tek realite yaşamdır,illüzyonlar ise realite haline gelen düşüncelerdir…İllüzyonlar gerçeklerinizi ele geçiriyor,siz bunu fark etseniz de fark etmeseniz de…enis yıldız(hiç kimse)
Masalların büyüsüne kapılanlar dinledikleri masalların gerçek olduğuna inandı(rıldı)lar ve sonra bir ömürlük hipnotik uykuya daldılar…Uyu(ş)turuldular…Tek tip hazır cevapları ezberleyip ruhlarını vakitlerle sınırlandırdılar…Tanrı’yı ilkelliklerine alet ettiler…Bilinmeyenleri kendi özlerinde değil de,bir başkasının özünde aradılar…Masonik örgütlerin toplumsal bilinç programlarıyla kendilerine ve diğerlerine yabancılaştırıldılar…Yaşamları sona erdiğinde,auralarının manyetik alanına ve özlerine uygun bir titreşim katına gidecekler…İnandı(rıldı)klarıyla yüzleşecekler…Işığı paravan olarak kullanan masonik düzen(siz)liğin ve hurafe(ci)lerin sonu…İnançlar kan dökerek yayılmaz…Günahları,kan temizlemez…Gölge oyunları sona erdi…Şimdiye kadar dinlediğim hiç bir masal uykumu getirmedi…Uyu(ş)madım…Midemi bulandırmaktan öteye gidemediniz…Sevgi dolu bir Tanrı’nın sizleri cezalandırmak için cehennem diye bir yer yarattığını nasıl düşünebilirsiniz,hurafe yobazları?Cehennem sizsiniz ve onu zaten yaşıyorsunuz…enis yıldız ( hiç kimse )
Savaşım seninle değil…Savaşım,savaşın kendisiyle… ( Hiç Kimse )
Soru’num solunum yapamayan insanlarla değil,soru’num insanların düşünceleri ve inançlarıyla da değil…Soru’num düşüncesizlerle ve sorgulamadan her şeyi kabul edenlerle…Soru’num aldatılanlarla değil,aldatanlarla…Soru’num medeniyetlerle değil,soru’num bulaşıcı ilkellikle…Soru’num özgür düşlerle değil,soru’num ezbercilikle…Soru’num simgelerle değil,soru’num seni bu hale getirenlerle…Soru’num seninle ya da her kimseyle değil,soru’num hiç kimseyle…Soru’num sağdan-soldan topladığı düşüncelerle başkalarının tertemiz düşlerini işgal edenlerle…Soru’num senden daha az zeki olan insanların (Dün)ya’yı kirleterek yönetmesiyle…Soru’nu bende arama,sormayı bilmiyorsun daha…enis yıldız…
Size her türlü özgürlüğü sağlayan ”her şeyin özü” tarafından asla yargılanmadınız ve yargılanmayacaksınız…”Derileri yanıp döküldükçe,azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz…”Bunu yazanı bir bulursam,ağzına acı biber değil,katışıksız sevgi süreceğim…Sevgi dolu bir varlığı yanlış tanıtanlar,en büyük laneti zaten üzerlerine aldılar…enis yıldız…
”Bir kadının bedenine mi yoksa özüne mi aşık olursunuz?”Bir kadında aşık olduğum şey;bedenini çalıştıran,gözlerini parlaklaştıran,sesini melodileştiren,saçlarına pırıltı,ellerine dokunma ve hiç bırakmama isteği veren o görünmeyen ÖZ’dür…Ağzınızı sulandıran tüm bedenler sizin olsun,ben hayatın özüne (bir kadına) aşığım…enis yıldız…
Yazamıyorsunuz…Anlatamıyorsunuz…Anlatılanları ve yazılanları yaşıyorsunuz…Konuştukça,batıyorsunuz…İnandıklarınıza,başkalarını da inandırarak,inancın yapısını daha da bozuyorsunuz…Korktukça yüzsüzleşiyorsunuz…Yüzsüzleştikçe de daha çok korkuyorsunuz ve çaresizleşiyorsunuz…Kendinizi tanı(mla)yamıyorsunuz…Her yönden üstünlük kurmak için savaşıyorsunuz…Ve,içi boşaltılmış ünvanlarla,savaşınıza herkesi dahil etmeye çalışıyorsunuz…Uydurduğunuz kılıfların içinde kaybettiğiniz gerçek yüzlerinizi bulduğumdan beri,ışığı paravan olarak kullananların karanlığının sona ereceği günü bekliyorum…(Kayıp Kıta Yükseliyor) enis yıldız…
Bütün sonsuzluklara dik olan ve paraleli olmayan sonsuzluk nedir ya da kime aittir?Sınırları,başı ve sonu olmayan nedir?Realite üzerindeki realite,boyut üzerindeki boyut ve evren üzerindeki evren nedir?Zamandan,mekandan ve ölçüden bağımsız düşünemeyenler savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle…Savaşım,savaşın kendisiyle…İlkel silahlarınızla katlettiğiniz düşlerle yüzleşebilecek yüzünüz var mı ya da kaldı mı?Kirlettiğiniz her bir düşü temizleyebilir misiniz?enis yıldız…
Kimin gerçeği doğrudur ya da kim haklıdır?Düşünce ve duygu denen görünmeyen realitenin illüzyonu ve yaratımı gerçek midir?Her kimse kendi deneyim ve anlayışının algılamasına izin verdiği gerçeği ifade etmektedir…Yalnızca kendi gerçeğinin doğru olduğunu düşünenler,sınırlı bir anlayışa sahiptir…Ben manevi duygularımı simgelere,sembollere,yasaklara,cezalara,korkulara ve kibre teslim etmedim…Beni yaratandan korkmuyorum,çünkü O’nu hiçbirinizin anlayamayacağı ölçüde,zamanda ve boyutta seviyorum…Savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle,sizi daha da ilkelleştirenlerle…enis yıldız…
Özgür olmanızı ve gerçeği bilmenizi istemiyorlar,çünkü bu çürümüş ilkel düzenin çağdaş kölelere ihtiyacı var…Ruhum tekamül ediyor etmesine,ancak her geçen gün midem daha da bulanıyor…enis yıldız…
Bir zamanlar insan,Tanrı’yı kendinden ayrı bir öz olarak değil,ebedi benliğin yaşam gücü,süregelen yaşamın ve düşüncenin yüce OL’uşu olarak biliyordu…İnsan içindeki eşsiz özü unuttuğundan beri hurafelerin zifiri karanlığı,kutsal ışığın zihinleri aydınlatmasını engelliyor…Savaşım sizinle değil,sizi bu hale getiren asırların lanetiyle…Savaşım ölümcül korku ve kibirle…Bu arada,hiç yaratıcı değilsiniz…Hurafelerle ve savaşlarla dolu hikaye kitaplarınız artık uykumu bile getirmiyor…enis yıldız (Hiç Kimse)
Yarım hurmayla gönül almaya çalışan şeytan taşlayanlar ve ışığı paravan olarak kullanan masonların düzeninde çağdaş köle olarak yaşayanlar;ok ve mızrakla savaşan uygarlıkların 2012 kehanetlerine odaklanmamalılar…Uzun dönem insanlığı bedelli ve kısa dönem yapsanız da 21 Aralık 2012′de dünün dün’yasının sonu gelmeyecek…Bir felaket beklemeyin,hepiniz zaten tam bir felaketsiniz…(Farkında değil misiniz?)Kıyamet içinizde kopacak…Uyanacaksınız…enis yıldız…
İnsanlar korku dolu bir sürü haline geldiğinden beri ilkel kahinler (din kurucuları) güçlerini korkunç akıbet kehanetleriyle arttırıyor…Onlara ve onların kurguladıkları inanç sistemine inanmayanları ise ceza,bela ve lanetlenme tehditleri ile korkutuyorlar…Tanrı’ya ulaşmanın yolunun dinden,peygamberden ve çeşitli örgütlenmelerden geçtiğini söylüyorlar…”Her şeyin özü olan Tanrı” dışında hiçbir şeye ve hiç kimseye inanmıyorum…Bir gün,katışıksız sevgi,bu asırların bulaşıcı ilkelliğini sona erdirecek…O güne kadar ”Mutlak Gerçeği” bilerek yaşayın…Özünüze yabancılaştığınız için (öz)gürleşemiyorsunuz…enis yıldız…
Sınırlı düşünme tayfını aşan her düşünce,yaşamınızı her yönden genişleştir…Sınırsız düşünce süreçlerine ulaşmak,sanıldığı kadar imkansız değildir…Bunun için,inan(dırıl)dığınız dogmatik ilkellikle savaşmaya hazır olmalısınız…Şimdi’nin sonsuzluğunu bütünüyle yaşayanlar;ilkel dogmanın,ölümcül korkunun ve kibrin esiri olmayanlardır…Yanıl(t)mamak için yanıtları,sizden daha ilkel olanların özünde aramayın…Onların yanıtları şimdiye kadar herkesi yanılttı…Yanıtlar,arayanın özündedir…Mağaralarınızdan çıkın…Yüzünüze,gökyüzüne bakın…Cennet ve cehennem içinizde…Kapı,anahtar ve köprü sizsiniz…Arapların ve ışığı paravan olarak kullanan masonların 1001 gece masalları sona erdi!Algılamanız uzun yıllar sürebilir…enis yıldız ( Hiç Kimse )
Unutma!Hiç Kimse,hiç kimseyi unutmadı…Her şeyin daha iyi olması için yaşayan (biri)leri var…Yalnız değilsin…Ben varım…Yetmez mi?
En iyi hikayeleri Tanrı yazar,ancak insanlar anlatmayı bilmiyorlar…Şimdiye kadar bütün hikayelerinizi dinledim,ancak hiçbirinin sonunda uyumadım…enis yıldız ( Hiç Kimse )
Kendinizden olmayanları kendinizden olmaya zorladıkça,gerçek kendinizden giderek uzaklaşırsınız…İnançlar kan dökerek yayılmaz…Günahları,kan temizlemez…Gölge oyunları sona erdi…enis yıldız ( Hiç Kimse )
Mutlak gerçeği bilmek isteyenler,kendilerini Tanrı’ya adarlar…Ancak ortada bir sorun var…Ruhlarını şeytana satamayanlar da,kendilerini Tanrı’ya adarlar…Gerçekte,kimin kime hizmet ettiğini bilmek,hiç kimsenin bil(e)mediğini bilmektir…Tanrı’nın zar atmadığını unutanlar,çığrından çıkmış bir bahse dahil oldular…enis yıldız ( Hiç Kimse )
Sıfır toplamlı dünyevi oyunda,kazananları kaybedenler belirler….Ve kim kazanırsa kazansın,insanlık kaybeder…Tanrı ölmedi belki ama insanlık öldü,yetmez mi?enis yıldız ( Hiç Kimse )
—–SON—–






































































