Ebediyet’e Kurulmuş Edebi Tümceler | enigma günlükleri | enis yıldız

Posted in Genel on 17 Aralık 2010 by enisyildiz

Zamandan,mekandan ve ölçüden bağımsız düşünemeyenler savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle…

enis yıldız ( hiç kimse )

Beni benden alamadınız…Aldığınız hep farklı bir BEN’di…

enis yıldız ( Hiç Kimse )

Kendini bilmeyenler,kendini bilenleri de kendilerine benzetmek istediler…

enis yıldız ( hiç kimse )

Herkese özgür yaratıcı iradeyle,tasarlayıcı düşünce süreçlerine göre kendini genişletme gücü verildi…Ancak bazıları bu ışığı;korkunun,kibrin ve hurafelerin karanlığıyla karartmak istedi…Bedenlenmemiş varlıklardan ilkelliğinizin önünde diz çökmesini nasıl beklersiniz?Diz çökmek ve diz çöktürmek,sadece ölümcül kibri güçlendirir…Yaratıcıya olan saygınızı ve minnettarlığınızı göstermek istiyorsanız,düş(ünme) sanatıyla var olanı en iyi şekilde dönüştürmeyi öğrenin…Düş(ünce)lerinizin yaratıcılığı,kadarsınız…Aşılamayacak hiçbir şey yok…Kendinizi aşın…Aştığınız yerde buluşalım…enis yıldız (Hiç Kimse)

Asırlardır bilge varlıklar bilmecelerle,şarkılarla ve yazılarla size yol gösterdiler…(Düş)üncelerin,Tanrı’yla olan zihinsel bağını size her an hissettirdiler…Çoğunuz bunu hissetmeyi reddettiniz,çünkü sorumluluklarınızı kendi bedeninizde taşıyabilecek kadar gelişmemiştiniz…Günahları kanla temizlemeye çalıştınız,Nasıralı İsa’yı bu yüzden mi çarmıha gerdiniz?Taşlama,kırbaçlama,zehirleme,çarmıha germe,kılıçla öldürme,idam,boğarak ve yakarak öldürme cezalarınızla ve diğer ilkelliklerinizle kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…Bunların hesabını sizden,emin olun,sevgi dolu bir TANRI sormayacaktır…(Düş)ünceleriniz kadarsınız…İnandırıldıklarınızı,gerçeği bilerek,yaşayacaksınız…Cehennem de,cennet de SİZ’siniz…enis yıldız (Hiç Kimse)

Her şeyin özünde ve her yerde olan (bir) Tanrı’ya,insanlar neden tek yöne dönerek ibadet ederler?İnsanın kıblesi kendi özü (her yön) değil midir?Mekke,Kudüs ve Vatikan merkezleri ile sınırlanan inançların savaşı…Tanrı’nın beşiğinde yoktur kan ve gözyaşı…Kendinizden olmayanları kendinizden olmaya zorladıkça,gerçek kendiniz hiçbir zaman olamayacaksınız…İnançlar Kan Dökerek Yayılmaz…enis yıldız (Hiç Kimse)

Toplumsal bilincin düşük düşünce frekanslarıyla hipnoz edilenler,yüksek düşünce frekanslarına ulaşmayı hayal bile edemezler…Sizin geri çevirdiğiniz tüm düşünceleri kabul edip mantık yürütenler,harikalar yaratabilirler…Süper güçler ya da süper hörgüçler…Kim kazanırsa kazansın,insanlık kaybeder…Kan ve gözyaşı ile beslediğiniz bütün topraklar sizi daha ne kadar besleyebilir?Şimdiye kadar,kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…Bir felaket beklemeyin,sakın…Hepiniz zaten tam bir felaketsiniz…enis yıldız (Hiç Kimse)

Ödünç düşüncelerin protez beyinlere fazla geldiği bir yaşama alanında,gerçek ve saf duygular protez kalplerde yaşayabilir mi?Zihinsel uyanış tam olarak başladığında,kendi iç sesine sağırlaştırılmış insanları yeniden nasıl uyutmayı planlıyorsunuz?Kovulduğunuz yeri kendinize benzetmeye çabalayacağınıza,kendiniz neden kovulduğunuz yere benzemeye çalışmıyorsunuz?enis yıldız( Hiç Kimse )…

Şimdi’yi göremeyecek kadar,geçmiş ve gelecekle (yanılsamalarla) meşgul olan dünün dün’yasının (uyu)şturulmuş insanları arasında mutlu olamamak beceriksizlik midir?İnsan,olduğundan daha fazlası olduğunu ne zaman anlayacak?Asırların bulaşıcı ilkelliği bir an’da sona erdirilebilir mi?Hangi varlığa Tanrı dediğinizi bilmiyorum…Bildiğim tek şey;O’nu kendinize benzetmeye çalıştığınız…Cezalandırıcı,sorgulayıcı ve ilkel bir tanrı yok…Sınırlı düş(ünce)lerinizle yarattığınız bütün her şeyle yüzleşeceksiniz…Ve o zaman cennetin de,cehennemin de siz olduğunuzu daha iyi anlayacaksınız…Her şeyi gerçek adıyla söylemeyi başaramadınız…Kendinize,Tanrı’ya (özünüze) yabancılaştınız…Yine de (biri)lerinden ümitliyim..enis yıldız ( Hiç Kimse )

Karanlık ışığın yokluğu değildir,ışığın (düş)ünce duvarlarıyla engellenmesidir…Şeffaf ve saf (düş)üncelerin ışığının tertemiz zihinlere sızmasını hangi bulaşıcı ilkellik engelleyebilir?Dönüşüm,anında değil,an’da olur…Putperestler zamanla hakperest olmadı mı?Şimdi hepinize soruyorum…An’ı yaşayanlar mı hayalperest,yoksa yansımaların ve yanılsamaların dünyası mı asbest?Bütün realite katlarını,kalpleri gibi katılaştırmak isteyenler,ölümcül kibri kullanarak insanlığı korkunun karanlığıyla hipnoz etmediler mi?Asırlardır kendinizi bir başkasında cezalandırdınız…İnan(dırıl)dıklarınızla,gerçeğin ne olduğunu bilerek,yüzleşeceksiniz…Korkmayın!Dönüşünüz,Özünüzedir…enis yıldız ( hiç kimse )

Ufukta doğan güneşi izledim…Onun gökyüzünde yaptığı yolculuğu batıda sona erdirişini ve uykuya dalışını izledim…Güneş,sessizce karşılık beklemeden yaşamı yönetiyordu…Birbirleriyle savaşan korkusuzmuş gibi görünen ilkel savaşçıların,güneş batınca savaşmayı bıraktıklarını gördüm…Sen bu yazıyı okuyan kişi,karanlıkla savaşabilecek kadar aydınlık mısın ya da aydınlığı yok edebilecek kadar karanlık mısın?enis yıldız ( hiç kimse )

Geçmişte size yardım etmek isteyenlere tek tek eziyet ettiniz ve birçoğunun canını aldınız…Bazılarını ise tam tersine putlaştırdınız ve onların sözlerini işinize geldiği gibi çarpıtıp saptırdınız…Hurafe ve inkar yobazlarına inandınız…Yedi realite düzeyini var eden ”bilinç ve enerji” adına bütün iğrençlikleri yaptınız…Putları yıktınız,ama daha büyük putlar yarattınız…enis yıldız (Hiç Kimse)

Işık hızının sınır olması ve ışık hızına erişilememesi,evrenin değil;insanın sınırlarını ortaya koyar…Düşünce ve düş gücünün tamamını kullanan bir varlık,insan değildir;ışığa dönüşebilir…enis yıldız (Hiç Kimse)


Yeni savaş alanı ”zihin”…”Oku”mayı 3 kitapla sınırlandırılmış basit bir emir mi zannediyorsunuz? Size algılatılanlar arasından algıladıklarınızı,tam olarak algılamadan,mutlak gerçeğe ulaşamazsınız…enis yıldız …

İyilikleri Tanrı’nın izniyle yapanlar,yaptıkları kötülükler için ”şeytana uydum” derler…Özgür iradesi olmayanları ölümcül korku ve kibir terbiye eder…enis yıldız (hiç kimse)

İlk emirin ”oku” olduğunu unutanlar ; sadece ; meydan,lanet ve bela okudular… Zihinlerinizi okuyanlar,canınızı okuyamayacak kadar merhametlidir…Sizden olmak istemeyenler için ”bizdendir” diyebilecek kadar çoğul değilsiniz,ama ”onlar” yine de sizdendir… enis yıldız…

Müslüman,Hristiyan,Musevi kardeşler;önce insan oldukları için kardeştir…Ama,köktenci anlayış buna izin vermemektedir…Kendinizden olmayanları da kardeşiniz olarak göremez misiniz?Göksel bilgelikle dolu öğretileriniz,bir gün bu yüzden yerle bir olabilir…Birlik olamayanlar,yerle bir olmaya mahkumdur…(enigma günlükleri)enis yıldız…

İçinde ölmeye son verdiğinde,gerçek hayat seni aşarak varlığının tüm hücrelerine nüfuz edecek…İşte o zaman ölüme karşı yaşamsal bir tehdit olacaksın…Oluşunun bütünlüğüne geri dön,sorumluluk seviyeni yükselt…Ancak fikirlerine olan adanmışlığının niteliği,her türlü niceliğin üstesinden gelebilir…Dışarıda karşılaştığın engeller,içindeki sınırlardır…Kimseyi suçlama ve suçu dışarıda arama…Suçu kendi içinde ara…İçinde eylemde bulunabileceğin tek dünya ”Şimdi”dir…İçsel birliğe sahip olmayan insanlar için inanmak ve inanmamak aynı yalana hizmet etmektir…İçindeki manevi çürümüşlükten kurtul,sen değişirsen,herkes değişir…Dünya’nın değişebileceği tek an ”Şimdi”dir…Gerçek bir savaşçı değilsen,şimdiye kadar ki okuduğun tüm cümleleri unut…Gerçek bir savaşçıysan eğer,unutmaya değil,hatırlamaya odaklı olduğunu herkese göster…Gölge oyunlarını sona erdirmek için herkesin aydınlığına ihtiyacımız var…(Enigma Günlükleri-Gerçek Savaşçı)enis yıldız… 

Havva’nın sütünden kesilmiş Kabil’in çocuklarının masallarıyla yeryüzü asırlardır uykuda….Tapınılmaktan çıkan tapınakların sunaklarında kurban edilenlerin çığlıkları var yeryüzünün damarlarında…Lisanı yalnızca hayat olanlar,yeryüzünün tüm topraklarını neden kutsal saymazlar?Kendinizden olanlarla birlikte kurduğunuz ötekileştirmeye dayalı her cümlenin başında ”biz”…”Siz kimsiniz ve kimin adınadır söyledikleriniz?”Sizden olmak istemeyenler için ”bizdendir” diyebilecek kadar çoğul musunuz?Taşınmaz bedenlerin mülkiyeti,ebedi ve edebi aşka aittir…Ebedi birliğin ”bizdendir,bizden değildir” mantığıyla bezenmiş kemikleşmiş hataların üzerine kurulması ne derece doğrudur?(Enigma Günlükleri)enis yıldız-[hiç kimse]

Özgürlüğü her an yeniden keşfedenler,ebedi teyakkuz halini edebi yaşayanlardır…Her şeyi,”an”ın eş zamanlı görüntülenmesi ve ”Şimdi”nin yansıması olarak kabul edenler,özgürleşerek her şeyi değiştirebilirler…Kapılar ve köprüler kimseyi özgürleştiremez…Herkes kendi özgürlüğünü,önce kendi zihninde yaratır…Yaratamayanlar;yaratanların ve yaratılanların yarattıklarının bir parçası olurlar…Kimsenin kimseyi,istenmedikçe değiştiremeyecek olması,değişimi engellemez…Değişim anında değil,an’da olur…(Enigma Günlükleri)enis yıldız…

Ölülerini yerin altına gömen insanlar,neden kurtarıcıyı kendi ruhunda değil de,gökyüzünde arar?İnsanların ölmeden,öldürmeden var olabileceği bir sonsuzluk masalı neden hiç ayakta uyutulanlara anlatılmaz?Kendinizden olanları süslü cümlelerinizle yere göğe sığdıramadığınız,”öteki”leş’‘tirilmeye dayalı bir düzen yarattınız…Sürümden kazanma mantığının eseri olan sürümünüzü asırlardır güncelleyemiyorsunuz…Ve bu belirsizlik,sizi korkutuyor…(Ölümcül korku ile insani cesaret arasındaki savaş)(Enigma Günlükleri)enis yıldız…

Hurafe yobazları Tanrı’yı asırlardır yanlış tanıttıkları için inkar yobazları Tanrı’ya inanmıyor…Cahil ve cezalandırıcı bir Tanrı olabilir mi?Sevgi dolu bir varlığı kendinize nasıl benzetirsiniz?Tanrı’ya sonuna kadar inanan biri,insanların kurguladıkları inanç sistemine inanmıyorsa,inançsız mı olur?Herkes kendi ruhuna en iyi şekilde baksaydı,ruh kirliliği diye bir şey olur muydu?Önce size sözde toplumsal bilinç (program)larıyla sağlıklı düşünmeyi unutturdular,sonra da sizi her yönden daha iyi sömürebilmek için her yere kuantum düşünce merkezleri kurdular…Somurtanları sömürürler…HOŞça kal…enis yıldız( Hiç Kimse )

Büyük bir gizlilikle,beyinlere enjekte edilen her türlü mesaj,siz farkında olmadan davranışlarınızı,bakış açınızı ve karar verme mekanizmanızı derinden etkiler…Gizli kalmış korkularınızı,arzularınızı ve travmatik anılarınızı size karşı kullanıyorlar…Yeni savaş alanı insan zihnidir…İnsan zihnini ve bilinçaltını ele geçiren,dünyayı ele geçirme gücüne de sahip olacaktır…(Her şeyin kılıfına itinayla uydurulduğu bir yaşam alanında,asırlardır ayakta uyutulanları,uykuda olduklarına nasıl inandırabilirsiniz?)(Dünün Dün-ya’sı)enis yıldız-hiç kimse…

Ben bir hiç kimseyim…Her kimse olmaya çalışmayan bir hiç kimse…Başka ünvan istemem,çünkü çok fazla gelir,hiçliğime…illegal yazar enis yıldız…

İçi boşaltılmış değerlerle değerlen-diri-l-meyi, diri olmayanlara bırakmayacak kadar diri-yim…illegal yazar enis yıldız…

Tanrı imzalı dünyevi esaret,düşlerimi ipinden kopmuş uçan balonlar gibi uçurmuş olsa da;içimdeki yaşlı çocuğun pahalı robot resmini,sahte mutluluğun ucuz dünyevi resmine değişmedim…illegal yazar enis yıldız…

Karanlık,aydınlığın suçudur ve aydınlık kolay kolay aklanamazKarayolları beyazlatın,aydınlık yollarda ilerlesin hayaller… illegal yazar enis yıldız…

Kanımızın ve gözyaşımızın renginin aynı olduğu bir yeryüzünde,morun öncesindeki değil,morun ötesindeki renklerle yaşamak istiyorum,ama buna ötenazi hakkımı savunmayan hücrelerim izin vermiyor…İnancın hitabet sanatı ile kitlelerin köküne ektikleri şiddetli fanatizm tohumunun genetiğini katışıksız sevgi ile değiştirmek istiyorum…Mutlulukların mutsuzluklar üzerine kurulmadığı; süper güçlerin,süper hörgüçlerle savaşmadığı;kan ve gözyaşı ile beslenmeyen başka bir dünya mümkün mü?illegal yazar enis yıldız…

Tanınması gerekenler değil,tanınanlar tanınmayacak halde…Tanımayı ve tanınmayı,tanıyamıyor kimse…Hiç kimse,her kimse olduğu kadar,hiç kimse…İsminizin önündeki her ünvanla ”ben”leşir,isminizin sonundaki her ünvanla ise genleşirsiniz…”Ben”leşmenin sonu vardır,ancak genleşmenin sonu,yalnızca sondur…enis yıldız-hiç kimse…

Zihin kaderi oluşturur,kader de zihni…Zihnin,kaderin,geçmişin ve geleceğin bir aldatmacadan ibaret olduğunu düşünmen;sahnelenen bir oyunun sonsuz tekrarı ile hipnoz edilmeni engellemez…Her şeyi,”an”ın eş zamanlı görüntülenmesi ve ”Şimdi”nin yansıması olarak kabul edersen,ancak özgürleşebilirsin…Kapılar ve köprüler seni özgürleştiremez…Herkes kendi özgürlüğünü,önce kendi zihninde yaratır…Yaratamayanlar;yaratanların ve yaratılanların yarattıklarının bir parçası olurlar…illegal yazar enis yıldız…

”Gelecek” tüm insanların paylaştığı bir bilgeliğe mi,yoksa her şeyin sonunu getiren bir yıkıma mı sahne olacak?Altın Çağ,aydınlık ve karanlık ile insani cesaret ve ölümcül korku arasındaki savaşın sonucuna göre şekillenecek…Hiç başlamadan sonsuzluğa gömülmemesi,insanlığın elinde…Ebediyetin Edebi Ödenen Bedeliydi,Özgürleşme Süreci…Ölüme karşı yaşamsal bir tehdit olmayanlar ile aslı gibi olmayanlar,ebediyetin edebi ortak paydasını oluşturamazlar…(Güncelleme Hatası-enigma günlükleri)enis yıldız…

Göreceli kavramlar üzerine kurulmuş Armageddon Savaşı ne kadar adil olabilir?Öldürerek yaşayanlar ya da yaşamak için öldürenler ne tür bir ruhun tekamülü için buradalar?İnsanların tümünün ölümün maaş bordrosunda yer aldığı,hayatta kalmaya odaklı bir mücadele ne tür bir hipnotizmanın yapay sonucudur?Her şeyin ”en son”una sahip olduğunu düşünen toplumlar neden süper güç değil de süper hörgüç vazifesi görürler?Hatalı sürümler,sürümden kazanma mantığının eseri değilse,zihinleri güncellemeye giden köprü ve kapı nerede?Sonsuzluk masalı dışındaki masallarla ayakta uyuttuklarınıza,tüm spatyomların ayakta yolcu kabul etmediğini nasıl açıklayacaksınız?Sadece yasakların yasaklanamadığı,çoktan seçmeli bir düzen,çok eşlilerin mi yoksa çok seslilerin mi eseri?(Sistem Hatası- enigma günlükleri)enis yıldız…(12+1) ve (7+1) …

Asırlarca emek verilen aydınlanmanın yüceliği,kendini bilmeyenlerin karanlık ve nefsani isteklerine terk edilmişse,işte o zaman sona çok yaklaşılmış demektir…Çağın ilerisindeki evrenselliğe açılan kapılar,dar ve sığ görüşlüler için ”dar”,evrensel özgürlüğünü yitirmemiş olan çağdaş ve ileri görüşlüler için ”geniş”tir…
Cesaretsizleştirilmiş korkuları olanlar için niteliğin değeri,niceliğin değeri kadardır…Var olan vardır,var olmayan yoktur…enis yıldız-hiç kimse…

Edebi aşkın miadı dolmak üzere,ebedi aşkın miladı nerede?illegal yazar enis yıldız…

Kanımızın ve gözyaşımızın renginin aynı olduğu bir yeryüzünde yaşıyoruz…Uzun dönem insanlığın bedelli ve kısa dönem yapıldığı dünyanın her bir kutsal toprağı,daha fazla kan ve gözyaşı ile beslenmesin…Bizi ayıran değil,bizi birleştiren özellikler üzerinde yoğunlaşalım…Dünyayı basit bir adak ağacına çevirenler,artık,bahis oyunlarını bıraksınlar…”Tanrı Zar Atmaz…”1 insanın değeri,paha biçilemezdir…Ebediyetin edebi ödenen kan bedelidir,diyet…enis yıldız-hiç kimse…

Olumsuzlukları lanetleyerek,onları sonlandıramazsınız…Aksine;olumlu olan herşeyi ,olumsuzlukların gölgesine teslim etmiş olursunuz…Kendini geleceğe evrensel değerlerle nakleden her insan yüksek bilince erişerek ruhsal kurtuluşa ulaşır…İlkel insanları değiştirmeye çabalamayın;çünkü onlar geçerliliğini yitirmiş öğretilerle uyutuluyorlar…Geçmişte en kanlı cinayetler,süslü ideolojilerin gölgesinde işlenmedi mi?Sisteminizi asırlardır güncelleyemediğiniz için ”kıyam”a giden yolun kıyımdan geçtiğini zannediyorsunuz…Yanıltılıyorsunuz,yanılmayın…(Enigma Günlükleri)enis yıldız-hiç kimse…

İnancın hitabet sanatı kullanılarak kitlelerin köküne ekilen şiddetli fanatizm tohumu, insanlığın sonunu getirmeden,”birileri”nin çıkıp bu ilkel tohumun genetiğini,gerçek katışıksız sevgi ile değiştirmesi gerek…Çok eşlilerin yapamadıklarını çok sesliler yapabilirler…Bunun için,süper güçler ile süper hörgüçler arasındaki savaşa son verilmeli…Kendinize ve kendinizden olmayanlara daha ne kadar yabancılaşmayı düşünüyorsunuz?Sizler için çok büyük oyunlar hazırladılar,oyunlar oynanmasın…(Yeni Dünya Düzen-Siz-liği)enis yıldız- hiç kimse…

Evrensel değerlerin yarım pansiyon olarak yaşandığı bir yeryüzü otelinde,kaç gün daha konaklayabilir ki her kimse?Zihinsel soykırımı her bir bedende,asırlar önce başlatanlar,”son”un sonunu getirebilecek bir ”son”u sonlandıramazlar…İçinde yaşadığımız akvaryumu kirleten,zihinleri kilitleyen ve toplumları acınacak hale getiren nedir?Ezber,bir ”zihinsel soykırım”dır ve bozulmak içindir…(Ezberbozan)enis yıldız-hiç kimse…

İnsanların gizli kalmış korkularını,arzularını ve travmatik anılarını onlara karşı kullanıyorsunuz…Kendini geleceğe evrensel değerlerle nakleden her insanın yüksek bilince erişerek ruhsal kurtuluşa ulaşmasını istemiyorsunuz…Asırlardır içi boşaltılmış öğretilerle eğittiklerinizin beyinlerini ”ezber”le yıkıyorsunuz…Başlatılan zihinsel soykırımın önüne geçemiyorsunuz…Birbirlerine bela ve lanet okuyan ölü seviciler ve ölü soyucular yarattınız…(Sonun nasıl sonlanacağını siz de bilmiyorsunuz hiç kimsenin de bilmediğini zannediyorsunuz…)(Güncelleme ve Sistem Hatası)enis yıldız-hiç kimse…

Bir insan kilitli olmayan,ama içeriye doğru açılan bir kapıyı çekerek değil de,iterek açmaya çalışıyorsa,odada hapistir…İçinize açılan kapılarda cennetinizi arayın…8 kapıdan kovuldukları yere,7 bacadan girmeye çalışanlar,kapı ve anahtar ”Siz”siniz…(İçinde yaşadığımız akvaryumun suyunun değişme zamanı gelmedi mi?)
enis yıldız-hiç kimse…

Tanrı devinim,renk,ses ve ışıktır…Tanrı tutkudur,sevgidir,sevinçtir,üzüntüdür… Tanrı,olduğu her şeyi sevendir…Tanrı,yaşamın bütünüdür,”an”ın atan nabzıdır…Tanrı,olan her şeyin sürekliliği ve ebediliğidir…Tanrı,her şey olan ve her şeyi içeren bir güçtür…Tanrı,yaşadığınız her anda,düşündüğünüz her düşüncede,her eyleminizde sizdir…Yargılayan ve zulmeden bir ”Tanrı” insanların kalplerinden ve zihinlerinden başka bir yerde,asla var olmadı…Kimilerini yargılayıp,kimilerini ise yücelten bir ”Tanrı”yı insanoğlu yarattı…

Düşlemeyi ve düşünmeyi seven sınırsız bir varlığın sonsuz işlem kapasiteli zihninde,düşünenler ve düşleyenleriz…Mutlak gerçekliği sorgulayabilecek kadar gerçek değilseniz,bulaşıcı ilkelliğinizi benim zihnimde denemeyiniz…İçi boşaltılmış değerlerinizle değerlendirilemeyecek kadar diriyim…Siz siz olun,onlar da onlar olsun…Nasıl olsa,”biz” sıfatını kullanabilecek kadar çoğul olamayacaksınız…(”Biz”,şahıs zamiri değildir…)enis yıldız ( hiç kimse )…

Sağımdaki birinin solundayım;solumdaki birinin sağındayım…Sağa sola çekmeyin düşüncelerimi…Ben,önce,evrensel değerlere sahip çıkan bir insanım…Ruhumu vakitlerle sınırlandırmadığım için,düşüncelerim zaman ayarsızdır…Hatırlatırım… enis yıldız-Hiç Kimse…

Bela ve lanet okuyanlar,meydan okuyanlar,zihin okuyamayanlar,masumların canını okuyanlar,ilk emir hangi okuma şekliydi?Zihinlerinizi okuyanlar,canınızı okuyamayacak kadar merhametlidir…illegal yazar enis yıldız…


Aydınlanmaya giden yol,Sıfır Noktası’na geri dönüşü içeren tekamül yolculuğudur…Bu görevi başaran kişi,bilinmeyeni ebedi bilgeliğe dönüştürmek üzere bilinir kılar…Dışsal bir kaynaktan yardım,anlam ve kurtuluş arayanların yardımına koşan Kadim Bilgelik ”İçinizdeki Tanrısallığı ortaya çıkarın” der…Ancak insan,içindeki hayvansallığı ortaya çıkararak,Kadim Bilgeliğin insanlığa asırlarca küs kalmasına neden olmuştur…Asırların laneti her kimsenin üzerindedir…enis yıldız (hiç kimse)

Ebedi aşkın ışığını hissetmek,var olduğunu ”bilmek”,düşlerin ve düşüncelerin en gerçek halini sınırsızca yaşamak gibi…AŞK’la,yeniden yeniden,”yeni”lenene kadar…Tek kitapla şair,yazar ve peygamber olanlar,tek kadına tapacak yürek var mı,sizde?(Ben de var…)Ben kim miyim?Ünvansız bir hiç kimse…Unutun,gitsin…Hiçliğin cürretini,sonsuzluk affetsin!enis yıldız ( Hiç Kimse )

İnsanların sınırlı zihinlerindeki Tanrı anlayışının,onların en çok korku ve saygı duydukları şeylerin kişiliğiyle örtüşmesi nasıl açıklanabilir?O’ndan başka hiç kimseden korkmadıklarını söyleyenlerin korkuya duydukları zoraki sevgiye ne demeli?Tanınan ve tanınmayan Tanrı’yı yaşamın özünde neden aramıyorsunuz?Bu süregelen özün bir parçası olmak ya da olmamak…Bütün meseleleriniz sizin olsun…enis yıldız ( Hiç Kimse )

Tanrı’yı kendi mağaranızın karanlığında değil,her şeyin özünde arayın…Kendi özünüzü yeniden yeniden yenilenene kadar arayın…Hangi anne,hangi baba çocuklarını ateşle cezalandırıp onların büyük bir acı içinde can çekişmesini izleyebilir?Uydurduklarınızdan ve inandırıldıklarınızdan iğrenme hakkımı sonuna kadar kullanacağımdan emin olabilirsiniz…Nefret etmiyorum,ancak zihinsel ilkelliğinizin midemi bulandırmasına engel olamıyorum…AFFEDİN…Hiç Kimseyi Hak Ettiğinden Fazla Sevemedim…enis yıldız ( hiç kimse )

İnandıklarınızı ve inandırıldıklarınızı yaşayacaksınız…Tanrı,onun aracılığıyla kendinizi istediğiniz gibi ifade etmenize izin veren Oluş’tur…Sınırlı düşünüşünüzle seçtiğiniz gerçekliği deneyimlediğiniz bir dünyada,cenneti ve cehennemi arayın…Sınırsızı düşünenlerin cenneti kendi özleridir…Her yerdir…Cehennem sadece insanların kalplerinde olan bir yerin ismidir…”İnsanlar” arasında yaşadığım için kendimden utanıyorum…Ezberledikleri tek tip yanıtların onları özgürleştireceklerini sanıyorlar…Başkalarının yanıtları,her kimseyi yanıltmadı mı?Yanıl(t)mamak için yanıtları kendi özünüzde arayın…enis yıldız ( hiç kimse )

Tanrı’yı özü gibi seven insan,tek korktuğunun O olduğunu nasıl söyler?İnsanın yaratıcılığını elinden alırsan,ona basit bir kul olduğunu söylersen,Tanrı’yı onun dışında gösterip ondan uzaklaştırırsan,o insanı kolayca yönetebilirsin…Güvenlik güçleri güvenliği sağlayamadığında,dinleri kullanıp ulusları kontrol edebilirsin…Ölümcül korku,ilkel beyinleri daha da çürütmek içindir…Cehennem sadece insanların kalplerinde olan bir yerin ismidir…Ezberlediğiniz tek tip yanıtlar hiç kimseyi kurtarabilecek güçte değildir…Yanıtları,bir başkasının özünde aramayın,yanılırsınız…Yanıtlar,kendi özünüzde…İnandırıldıklarınızı yaşayacaksınız,ancak gerçeğin ne olduğunu her an bileceksiniz…enis yıldız ( hiç kimse)

Karanlık,ışığın yokluğu mudur yoksa engellenmesi midir düş ve düşünce duvarlarıyla?Gölgesinden daha büyük olduğunu sanan insanların,aydınlıkta küçüldüğüne şahit oldum…Karanlığa,gölgen kadar izin verirsin…Gölge oyunlarını sona erdirmek için ışığım sadece aydınlığa armağan olsun…Siyonist-Evangelist masonlar kimin için havladığınızı biliyorum…Ben bu oyundan çıksam da,bu oyun bitmez…Benden daha büyükler oyuna dahil olur…(Kayıp Kıta Yükseliyor)enis yıldız ( Hiç Kimse )

Karanlık basit bir gölgedir,ışıksa en büyük kaynak…Yoğun ve sınırsız hurafelerin gölgesi koyu ve karanlıktır…Şeffaf ve saf (düş)üncelerin ışığının tertemiz zihinlere sızmasını hangi bulaşıcı ilkellik engelleyebilir?Bulaşıcı ilkellik ve (düş)ünce duvarlarıyla savaşmak için (gelecek)siniz,biliyorum…(Gel)eceğinizi Biliyorum…Bildiğimi biliyorsunuz…(Kayıp Kıta Yükseliyor)enis yıldız ( Hiç Kimse )

Yalnızken kalabalıklaşıyorum,kalabalıkların arasına karıştığımdaysa yalnızlaşıyorum…Kimin kim olduğunu bilmek bile istemiyorum…Anlatmıyorum,anlaşılmayı da beklemiyorum…Kozasından çıkamamış tırtıl taklidi yapıyorum,bir günlük yanılsamaların kurbanı olmamak için…İnsanlar vahşi doğaya döndüğünde,yalnızca bir kişi kral olur…Giydirenlerin dün’yasında bugün ne giyeceğinizi değil,o gün ne giyeceğinizi düşünün…Ben mağaramda olacağım,her zamanki gibi…Gölgesinden daha büyük olduğunu sanan insanların,küçülüşüne şahit olacağım,bulunduğum yerden(…)(…)enis yıldız ( Hiç Kimse )

Tanrısal sevgiden yoksun kalacakları korkusuyla,sorgulamadan her şeyi kabul edenlere,kurtarıcının kendi özlerinde olduğunu söylemeniz neyi değiştirir?Binlerce yıldır bunu görememeleri ve kurtarıcıyı kendi içlerinde değil de,göklerde aramaları hangi bulaşıcı ilkelliğin ya da kimlerin suçu olabilir?Kendi kutsal değerlerinin üstün gelmesi için kan dökenlerin duyduları tek şey;zevk midir?Ölüp yeniden diriltilmeyi bekleyenler,yani yaşayan ölüler,daha çok mu bekler?(Ego) yani,”Son” ve ”ilk” sıfatlarının esiri olanlar,ünvansızlığın en büyük mutluluk olduğunu anlayamazlar…enis yıldız (hiç kimse)

” Başlangıçta (kelâm)söz vardı ” diyen Yuhanna’ya katılmıyorum…Başlangıçta yalnızca düşüncenin sonsuzluğu vardı…Olmuş,olan ve olacak olan her şey;Yüce Akıl,Sonsuz Zeka ve Sınırsız (Düş)ünce’nin eseri…Tanrı içine dönüp kendisi olan düşünceyi tasarlamasaydı,”şekli olmayan düşünce” olarak kalacaktı…Tanrı düşünceyi düşünüp tasarladığında,kendisini kendisinin benzersiz formuna genişletti…(Benzersiz olan Tanrı’yı asırlardır kendinize benzetmeye çalışıyorsunuz…)Kendilerine ”biz” diyenler kim olduğunuzu merak etmiyorum…enis yıldız (hiç kimse)

İnsanların çoğu,hem görmedikleri bir şeye inanmayı reddediyor hem de en büyük illüzyon olan zamana tapınıyor ve onun esiri oluyor…Yaşamın her (an)ında,gençliğe ve onun zevklerine delicesine yapışanlara,ölüm hormonunun yaratıcısının kendileri olduğunu hatırlatmak gerek…Hayat,ölüm ya da kaza sigortalarıyla her şeyi kabullenenler,ölüme olan sadakatlerini bir kez daha gösterdiler…Tek realite yaşamdır,illüzyonlar ise realite haline gelen düşüncelerdir…İllüzyonlar gerçeklerinizi ele geçiriyor,siz bunu fark etseniz de fark etmeseniz de…enis yıldız(hiç kimse)

Masalların büyüsüne kapılanlar dinledikleri masalların gerçek olduğuna inandı(rıldı)lar ve sonra bir ömürlük hipnotik uykuya daldılar…Uyu(ş)turuldular…Tek tip hazır cevapları ezberleyip ruhlarını vakitlerle sınırlandırdılar…Tanrı’yı ilkelliklerine alet ettiler…Bilinmeyenleri kendi özlerinde değil de,bir başkasının özünde aradılar…Masonik örgütlerin toplumsal bilinç programlarıyla kendilerine ve diğerlerine yabancılaştırıldılar…Yaşamları sona erdiğinde,auralarının manyetik alanına ve özlerine uygun bir titreşim katına gidecekler…İnandı(rıldı)klarıyla yüzleşecekler…Işığı paravan olarak kullanan masonik düzen(siz)liğin ve hurafe(ci)lerin sonu…İnançlar kan dökerek yayılmaz…Günahları,kan temizlemez…Gölge oyunları sona erdi…Şimdiye kadar dinlediğim hiç bir masal uykumu getirmedi…Uyu(ş)madım…Midemi bulandırmaktan öteye gidemediniz…Sevgi dolu bir Tanrı’nın sizleri cezalandırmak için cehennem diye bir yer yarattığını nasıl düşünebilirsiniz,hurafe yobazları?Cehennem sizsiniz ve onu zaten yaşıyorsunuz…enis yıldız ( hiç kimse )

Savaşım seninle değil…Savaşım,savaşın kendisiyle… ( Hiç Kimse )

Soru’num solunum yapamayan insanlarla değil,soru’num insanların düşünceleri ve inançlarıyla da değil…Soru’num düşüncesizlerle ve sorgulamadan her şeyi kabul edenlerle…Soru’num aldatılanlarla değil,aldatanlarla…Soru’num medeniyetlerle değil,soru’num bulaşıcı ilkellikle…Soru’num özgür düşlerle değil,soru’num ezbercilikle…Soru’num simgelerle değil,soru’num seni bu hale getirenlerle…Soru’num seninle ya da her kimseyle değil,soru’num hiç kimseyle…Soru’num sağdan-soldan topladığı düşüncelerle başkalarının tertemiz düşlerini işgal edenlerle…Soru’num senden daha az zeki olan insanların (Dün)ya’yı kirleterek yönetmesiyle…Soru’nu bende arama,sormayı bilmiyorsun daha…enis yıldız…

Size her türlü özgürlüğü sağlayan ”her şeyin özü” tarafından asla yargılanmadınız ve yargılanmayacaksınız…”Derileri yanıp döküldükçe,azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz…”Bunu yazanı bir bulursam,ağzına acı biber değil,katışıksız sevgi süreceğim…Sevgi dolu bir varlığı yanlış tanıtanlar,en büyük laneti zaten üzerlerine aldılar…enis yıldız…

”Bir kadının bedenine mi yoksa özüne mi aşık olursunuz?”Bir kadında aşık olduğum şey;bedenini çalıştıran,gözlerini parlaklaştıran,sesini melodileştiren,saçlarına pırıltı,ellerine dokunma ve hiç bırakmama isteği veren o görünmeyen ÖZ’dür…Ağzınızı sulandıran tüm bedenler sizin olsun,ben hayatın özüne (bir kadına) aşığım…enis yıldız…

Yazamıyorsunuz…Anlatamıyorsunuz…Anlatılanları ve yazılanları yaşıyorsunuz…Konuştukça,batıyorsunuz…İnandıklarınıza,başkalarını da inandırarak,inancın yapısını daha da bozuyorsunuz…Korktukça yüzsüzleşiyorsunuz…Yüzsüzleştikçe de daha çok korkuyorsunuz ve çaresizleşiyorsunuz…Kendinizi tanı(mla)yamıyorsunuz…Her yönden üstünlük kurmak için savaşıyorsunuz…Ve,içi boşaltılmış ünvanlarla,savaşınıza herkesi dahil etmeye çalışıyorsunuz…Uydurduğunuz kılıfların içinde kaybettiğiniz gerçek yüzlerinizi bulduğumdan beri,ışığı paravan olarak kullananların karanlığının sona ereceği günü bekliyorum…(Kayıp Kıta Yükseliyor) enis yıldız…

Bütün sonsuzluklara dik olan ve paraleli olmayan sonsuzluk nedir ya da kime aittir?Sınırları,başı ve sonu olmayan nedir?Realite üzerindeki realite,boyut üzerindeki boyut ve evren üzerindeki evren nedir?Zamandan,mekandan ve ölçüden bağımsız düşünemeyenler savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle…Savaşım,savaşın kendisiyle…İlkel silahlarınızla katlettiğiniz düşlerle yüzleşebilecek yüzünüz var mı ya da kaldı mı?Kirlettiğiniz her bir düşü temizleyebilir misiniz?enis yıldız…

Kimin gerçeği doğrudur ya da kim haklıdır?Düşünce ve duygu denen görünmeyen realitenin illüzyonu ve yaratımı gerçek midir?Her kimse kendi deneyim ve anlayışının algılamasına izin verdiği gerçeği ifade etmektedir…Yalnızca kendi gerçeğinin doğru olduğunu düşünenler,sınırlı bir anlayışa sahiptir…Ben manevi duygularımı simgelere,sembollere,yasaklara,cezalara,korkulara ve kibre teslim etmedim…Beni yaratandan korkmuyorum,çünkü O’nu hiçbirinizin anlayamayacağı ölçüde,zamanda ve boyutta seviyorum…Savaşım sizinle değil,savaşım sizi bu hale getirenlerle,sizi daha da ilkelleştirenlerle…enis yıldız…

Özgür olmanızı ve gerçeği bilmenizi istemiyorlar,çünkü bu çürümüş ilkel düzenin çağdaş kölelere ihtiyacı var…Ruhum tekamül ediyor etmesine,ancak her geçen gün midem daha da bulanıyor…enis yıldız…

Bir zamanlar insan,Tanrı’yı kendinden ayrı bir öz olarak değil,ebedi benliğin yaşam gücü,süregelen yaşamın ve düşüncenin yüce OL’uşu olarak biliyordu…İnsan içindeki eşsiz özü unuttuğundan beri hurafelerin zifiri karanlığı,kutsal ışığın zihinleri aydınlatmasını engelliyor…Savaşım sizinle değil,sizi bu hale getiren asırların lanetiyle…Savaşım ölümcül korku ve kibirle…Bu arada,hiç yaratıcı değilsiniz…Hurafelerle ve savaşlarla dolu hikaye kitaplarınız artık uykumu bile getirmiyor…enis yıldız (Hiç Kimse)

Yarım hurmayla gönül almaya çalışan şeytan taşlayanlar ve ışığı paravan olarak kullanan masonların düzeninde çağdaş köle olarak yaşayanlar;ok ve mızrakla savaşan uygarlıkların 2012 kehanetlerine odaklanmamalılar…Uzun dönem insanlığı bedelli ve kısa dönem yapsanız da 21 Aralık 2012′de dünün dün’yasının sonu gelmeyecek…Bir felaket beklemeyin,hepiniz zaten tam bir felaketsiniz…(Farkında değil misiniz?)Kıyamet içinizde kopacak…Uyanacaksınız…enis yıldız…

İnsanlar korku dolu bir sürü haline geldiğinden beri ilkel kahinler (din kurucuları) güçlerini korkunç akıbet kehanetleriyle arttırıyor…Onlara ve onların kurguladıkları inanç sistemine inanmayanları ise ceza,bela ve lanetlenme tehditleri ile korkutuyorlar…Tanrı’ya ulaşmanın yolunun dinden,peygamberden ve çeşitli örgütlenmelerden geçtiğini söylüyorlar…”Her şeyin özü olan Tanrı” dışında hiçbir şeye ve hiç kimseye inanmıyorum…Bir gün,katışıksız sevgi,bu asırların bulaşıcı ilkelliğini sona erdirecek…O güne kadar ”Mutlak Gerçeği” bilerek yaşayın…Özünüze yabancılaştığınız için (öz)gürleşemiyorsunuz…enis yıldız…

Sınırlı düşünme tayfını aşan her düşünce,yaşamınızı her yönden genişleştir…Sınırsız düşünce süreçlerine ulaşmak,sanıldığı kadar imkansız değildir…Bunun için,inan(dırıl)dığınız dogmatik ilkellikle savaşmaya hazır olmalısınız…Şimdi’nin sonsuzluğunu bütünüyle yaşayanlar;ilkel dogmanın,ölümcül korkunun ve kibrin esiri olmayanlardır…Yanıl(t)mamak için yanıtları,sizden daha ilkel olanların özünde aramayın…Onların yanıtları şimdiye kadar herkesi yanılttı…Yanıtlar,arayanın özündedir…Mağaralarınızdan çıkın…Yüzünüze,gökyüzüne bakın…Cennet ve cehennem içinizde…Kapı,anahtar ve köprü sizsiniz…Arapların ve ışığı paravan olarak kullanan masonların 1001 gece masalları sona erdi!Algılamanız uzun yıllar sürebilir…enis yıldız ( Hiç Kimse )

Unutma!Hiç Kimse,hiç kimseyi unutmadı…Her şeyin daha iyi olması için yaşayan (biri)leri var…Yalnız değilsin…Ben varım…Yetmez mi?

En iyi hikayeleri Tanrı yazar,ancak insanlar anlatmayı bilmiyorlar…Şimdiye kadar bütün hikayelerinizi dinledim,ancak hiçbirinin sonunda uyumadım…enis yıldız ( Hiç Kimse )

Kendinizden olmayanları kendinizden olmaya zorladıkça,gerçek kendinizden giderek uzaklaşırsınız…İnançlar kan dökerek yayılmaz…Günahları,kan temizlemez…Gölge oyunları sona erdi…enis yıldız ( Hiç Kimse )

Mutlak gerçeği bilmek isteyenler,kendilerini Tanrı’ya adarlar…Ancak ortada bir sorun var…Ruhlarını şeytana satamayanlar da,kendilerini Tanrı’ya adarlar…Gerçekte,kimin kime hizmet ettiğini bilmek,hiç kimsenin bil(e)mediğini bilmektir…Tanrı’nın zar atmadığını unutanlar,çığrından çıkmış bir bahse dahil oldular…enis yıldız ( Hiç Kimse )

Sıfır toplamlı dünyevi oyunda,kazananları kaybedenler belirler….Ve kim kazanırsa kazansın,insanlık kaybeder…Tanrı ölmedi belki ama insanlık öldü,yetmez mi?enis yıldız ( Hiç Kimse )

—–SON—–


TERBİYESİZLİKLE TERBİYE EDİLMİŞ GECE TARİFESİ YAŞANMIŞLIKLAR

Posted in Genel on 16 Nisan 2010 by enisyildiz

16 NİSAN 2010 CUMA

Çocukluğumda rüzgar en büyük kahramanımdı…Rüzgarı göremezsiniz,ancak size doğru estiğinde onu fark edersiniz ve ne kadar güçlü olursanız olun,onunla savaşamazsınız…Onu ilkel silahlarınızla ve hayvani içgüdülerinizle yok edebilir misiniz?Onu çarmıha gerip taşlayabilir misiniz?Yüzüne tükerebilir misiniz?Rüzgar tüm bunları hemen oracıkta yüzünüze iade eder…enis yıldız ( hiç kimse )

İki yüzlülüğün,dogmanın,batıl inançların,çarpık düşüncelerin ve ölümcül korkunun kurbanı olanlar,kendileri gibi ezberci kurbanlar yarattılar…Tanrı’yı,başka bir insanın sığ dünyasında arayanlar,küstahlığın ve kibrin karanlık cehaletini kutsal ışık sandılar…Başkalarının cevaplarıyla yaşayan sorgulamayanlar;düşünen özgür insanlara bela ve lanet okudular…

Kazananı ışık belirler…Varlığında aydınlık;yokluğunda karanlık kazanır…Işığına sahip çıkamayanlar,karanlığa hazırlansınlar…enis yıldız (hiç kimse)

Bildiğinizi biliyorum…Görüyorum,ama gösteremiyorum…Duyuyorum,ama duyuramıyorum…Geri kalan 3 duyuya zaten inanmıyorum…Gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu her nefeste sorguluyorum…”Sorgulayanlar”ın da sorgulanabileceğini,sorgulamadan kabul edenler arasında,düşlüyorum…Kendi iç sesine sağırlaştırılmış insanların bulaşıcı ilkelliğine maruz kalan ruhlar tekamül edebilir mi?Düzeninizin şu ”an”ki halinde,çürüyemeyecek kadar halsizim…Belirsiz bir düzensizliğin içinde mutluyum,sadece ”kendim için”…Diğerleri vardılar,ancak hiç bir zaman olmadılar…Var olmayan varamaz,olmadıkça olamaz…(enigma günlükleri)enis yıldız…

”Sorgulayanları ve sorgulamayanları” sorgulayanların da sorgulanacağı günü bekliyorum,sorgulamadan kabul edenler arasında…Ben kim miyim?Hiç Kimse…

Eskiden insanları Tanrı’ya kurban ediyordunuz,şimdi ise hayvanları…Vakti zamanında,birbirinizi bile kesebilecek kadar vahşileşmediniz mi?Çağdaşlıktan nasibini tam olarak alamamış çağımızda, Tanrı’ya yaklaşmak için hiçbir canlıyı öldürmenize gerek yok…Bulaşıcı ilkelliğinizi başka zihinlerde deneyin…Ruhumu vakitlerle sınırlandırmadığım için, düşüncelerim zaman ayarsızdır…enis yıldız…

Aşk tanrısı Eros’u putlaştırıp servetlerine servet katan aşk tacirleri,insanların manevi duygularını daha ne kadar kirletebilir ki?Putperestlerin genetik artıkları,hakperest olabilir mi?Hayalperest olanlar için özgürlük pazarlayıcılarının sonsuzluk masalları devam ediyor…Değerler alışverişinin yapıldığı geoid bir pazar yerinde,kendi çürümüşlüklerinin kurbanı olanlara da ”Kurban” denir…Tanrı’ya yaklaşmak için canlıların kanını dökenler,düşlerimde ve düş’ünce dünyamda düşüştesiniz…(Düş’le)(enigma günlükleri)enis yıldız…

Özünde saf ve masum olan her şeyi,sınırlı anlayışıyla çarpıtan,öldüren ve tanınmayacak hale getiren hurafe yobazlarının hipnoza dayalı korku imparatorluğu milyarlarca kişi tarafından asırlardır destekleniyor…İnkar yobazları ise kendi anlayışlarının hakimiyeti için tarafsızları kendi tarafına çekiyor…Sizlere bu sınırsız özgürlüğü veren ”bilinç,enerji ve düşünce” için yaşıyorum…Yeni savaş alanında (ZİHİN),ilkel silahlarınızla değil de düşüncelerinizle savaşabilecek kadar zeki ve cesur musunuz?Güç ve üstünlük için değil,savaşa karşı savaşan gerçek bir savaşçının önünde hiç kimse duramaz…İnancın niteliği,her türlü niceliğin üstesinden gelir…enis yıldız ( hiç kimse )

BAZI PİRAMİTLER HENÜZ İNŞA EDİLMEDİ…

Öldürerek yaşayanlar ya da yaşamak için öldürenler ne tür bir ruhun tekamülü için buradalar?İnsanların tümünün ölümün maaş bordrosunda yer aldığı,hayatta kalmaya odaklı bir mücadele ne tür bir hipnotizmanın yapay sonucudur?Her şeyin ”en son”una sahip olduğunu düşünen toplumlar neden süper güç değil de süper hörgüç vazifesi görürler?Sadece yasakların yasaklanamadığı,çoktan seçmeli bir düzende,başında ”son” ve ”yeni” olan bütün kavramları,sorgulanmadan sorgulamak isterdim…Hatalı sürümler,sürümden kazanma mantığının eseri değilse,zihinleri güncellemeye giden köprü ve kapı nerede?Sonsuzluk masalı dışındaki masallarla ayakta uyuttuklarınıza,tüm spatyomların ayakta yolcu kabul etmediğini nasıl açıklayacaksınız?

Düşünüyorum,öyleyse tehlikeliyim…Her şey,tam olarak düşünemeyenler için düşünüldü…Ancak,hiçbir şey tam olarak düşünenler için düşünülemedi…Bu durumda kim daha tehlikeli?enis yıldız ( Hiç Kimse)…

Zaman sinekliğine yapışmış insanların,inancın hitabet sanatı ile kitlelerin köküne ektikleri şiddetli fanatizm tohumu nasıl olur da filizlenebilir?Mantık ötesi doruklara nüfuz eden kavramlara sahip olmayanlar,inancı yanlış yorumlamışlar…İnanç, katışıksız sevgidir…Dünyayı basit bir adak ağacına çeviren hazine avcıları,içlerindeki en büyük hazineyi keşfedemediler…Hazine,her şeyi tek bir şeyle açıklayan bilgiyi bilenindir…

Faresi olmayan bir köyün kavalcısı olmakla,çözümü çok zor olan sorunların çok-eş-li başkanı olmak arasında ne fark var?Zevk ve renk düşkünlerinin yeni dünya düzen-siz-liği ile çok eşlilerin öte dünya düzenliliği arasında ne fark var?(Zevkler ve renkler tartışılmaz…Eminim öyledir!)Çok sesliliğe sağırlaştırılan insanların ölmeden öldürmeden yaşaması neden mümkün değil?Kemikleşmiş düşünceler,gelenekçi önyargılar ve hatalı sürümler,kıyametle güncellenecekse,bir an önce kıyam etmek gerek…Sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarıyla hipnoz edilmek mi,yoksa kozasından çıkamamış bir tırtıl gibi davranmak mı?(Şeçim,kimin?)Seçilen tarafa geçen seçenlerin mi,yoksa seçen tarafa geçen seçilenlerin mi?

Yatay zekalı insanların,dikey çatışmacı dünya vizyonları,paramparça olmuş bütünün bir yansımasıdır…Dünya’yı Havva’nın sütünden kesilmiş Kabil’in çocukları yönetse de,içimde yine de bir umut taşıyorum…Biliyorum ki görünür düşmanlıkların arkasında onları birleştirebilecek ve çağ atlatabilecek uyumlaştırıcı bir kuvvet var…Altın çağı başlatacak olanlar çok eşliler değil,çok sesliler olacaktır…O zamana kadar hiçbir şey aslı gibi olmayacaktır…

Şimdilerde,dünü çalınmış yarınların hoşçakalmayacak insanları,sarmış sanki her yanımızı…Vurdumduymaz,aşk tanımaz toprakların cennetten kovulmuş insanları,karartığınız aydınlığı aklamaya çalışmayın…(Çok eşlilik değil,çok seslilikti,sizden istenen…)

Herkes için istenilen yaşamın tam olarak sahnelemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret olduğunu anlamak yetmiyor…Kadim sırları 7 kat sarmalamışlar,Keter’in tacını Daat’ın görünmez sefirasında aramışlar…(6)Tifaret’e geçişi kolay sanmışlar…İnsanlar aslında yarattıkları rezilliklere doymamışlar…(www) ile 13. sıradaki enter’la tüm laneti başlatmışlar…

İnsanlar,kendileri için önceden yazılan kaderlerini yaşıyorlarsa,kimin cezalandırılacağı ve kimin ödüllendirileceği önceden belirlenmiş oluyor…Dillerini,dinlerini,ırklarını,genetik yapılarını,doğdukları aileyi,doğdukları yeri ve zamanı seçemeyen insanlık için mutlak bir seçim hakkından söz edilebilir mi?Bütün kıyamet sinyalleri,kemikleşmiş düşünceler,gelenekçi önyargılar ve hatalı sürümler açısından bir güncelleme belirtisi sayılabilir…

Önceden yazılmış kaderler yerine,belirli imkanlar ve sınırlılıklar ile oluşturulan bir olasılık demeti içinden yapılan seçimlere inanmak daha mantıklı görünüyor…Sorgulayanları sorgulamanın yanında,sorgulayanları sorgulayanların da sorgulanması gerek… Öğrenilmiş çaresizlik ve sınırlılık halini kabullenme,insanların kendi kaderlerinin efendisi olmalarını engelliyor…
Herkesin sınıflandırılarak yönetim ve denetim altına alındığı dünya laboratuarında,her yanına bir sürü etiket yapıştırılan turist bavuluna çevirdiler,kobay insanoğlunu…Zevkler ve renkler tartışılmaz dediler,zevk ve renk düşkünlerini herkesin başına alet ettiler…Sürüden ayrılanı bile,kendilerine benzetmek istediler…(Olmadı,yapamadılar…)(Fareli köyün kavalcısını çıplak gördüklerine;kraldan çok,fareler ve kralcılar utandılar…)illegal yazar enis yıldız…

Bazıları tarafından ”henüz dellenmemiş bir deli” olarak kabul edilen biri kuyuya bir taş atar,diğerleri de bu taşı çıkarmak için” idrak tahlili ”yarışına dahil olur…Deliyi kuyuya atıp,herşeyden kurtulabileceğini zanneden zihniyet,yeri gelir yeni bir deliye ihtiyaç duyar;çünkü tek geçim kaynağı akıllı geçinmek olanların, herkesi ne duruma düşürdüğü ortadadır…

-Ebediyet’e Kurulmuş Edebi Tümceler
-Enigma Günlükleri
enis yıldız…


Taşın makası kıramadığı oyunda,kağıt vardır sonunda…”Suç ve Ceza”nın olduğu oyunda Bela vardır sonunda…

Gerçeğe yapılan ödemeli çağrılar,cevapsız çağrılara dönüştüğünde,herkes için istenilen hayatın,tam olarak sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret olduğunun anlaşılması,bazı şeyler için yeterli olmayabilir…Anlamadığımız bir dilde sağladığımız geçici rahatlamalar,beynimizin derinliklerindeki cesaretsizleştirilmemiş korkuları ele geçirdiğinde,göreceli kavramlar üzerine kurulmuş Armageddon Savaşı ne kadar adil olabilir?

Yağmacı içgüdülerle yönlendirilen ve sahip olma tutkusuyla uyutulmuş toplumlarda,skolastik zihinlilerin iktidar hayalleri,yatay bir vizyonun esiri olmak kadar anlamsız…Gerçeğin içindeki katmanların ve Oluş’un sonsuz düzeylerinin varlığını bilenler,gölgesi kendinden büyük olan hayallerin hakimiyetine,herkes için,son vermeliler…

Rüya içinde rüya görenlerin sahnelediği çok stratejili oyun,hipnoz altındaki rollerin içinde tutsak olan insanlarca destekleniyor…Gerçek değişim,gelişim ve evrim,dikey gelecekte yaşanıyor…Yatay geleceğe hapsolmuş skolastik zihinlilerin hayallerinin gerçekleşme ihtimali,kayıp bütünlük arayışıyla ilgili…Çatışma halindeki karşıtlıkları olumlu yönde dönüştürme konusunda uzmanlaşmış bir ekol,nesilden nesile kirlenme ve kirletilme yoluyla aktarılan yaşanmışlıkların önüne geçebilmeli…Kendi kaderinin efendisi ol ve önce kendine meydan ‘oku’ kaçıncı emir olabilir ki? illegal yazar enis yıldız…

YAKIN ÇAĞDA UZAK BİR GELECEKTE ÇIKMASI
BEKLENEN,BEKLENMEDİK BEKLENTİLERLE DOLU BİR KİTAP…

(Eserin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur…Eserin telif hakları ve
sorumluluğu Enis Yıldız’a aittir…)

imza
——

Legal
şair,illegal yazar Enis Yıldız…


5 duyu,6.his,7.his=sanat,8.his=sonsuzluk…


Sekiz Kapı’dan girecek olanlar,evrensel değerler sisteminin bir parçası
mıydılar?Kalplerinde ve zihinlerinde prangalar olanlar,çeşitlilikle
hayat bulan kutsallıkları neden koruyamadılar?Kurguyla ve korkuyla
başlatılan zihinsel soykırımdan;önce sen uyan,uyan ki;başka bir dilde
kavuştuğun geçici huzur,kendi dilindeki cesaretsizleştirilmiş korkuları
ve beyninin derinliklerindeki en üstün yaratıcılığı,seni, ele
geçirmesin!

Ebediyetin edebi ruhu için ödemeli kan bedeli değil
miydi
diyet?Aynı ebedi dili edebi yaşayanlar, ellerindeki ucu
körelmemiş kalemle,başkalarının dokunamadığı sayfalara edilgenleşmeye
yüz tutmamış,etken cümleler yazdılar.Bedeli ödenmemiş hiçbir ödemeli
yaşanmışlık kalmadı,yazdıklarımız ebediyetin edebi ortak paydasıydı…

Parola:

Kutsallığını
kaybetmiş solo sesleri duyulmayan bir oratoryodaki hayaletler bu
dünyaya en büyük cinayeti neden hergün işlediler?Yaptıkları kumdan
kaleleri başkalarının yıktığı savaş ortasındaki çocuklar günün sonunda
annelerinin kollarında neden uyuyamadılar?

(Parola Kabul
Edildi…-8.Bölüm:Ebediyetin Edebi Ruhları- Yükleniyor…)

Tenlerimize
ve gözlerimize aşıladığımız hayatın solmayacak
renkleriydi.Gözyaşlarımızı ağlayıp da kirlettiğimizden bu yana,bütün
canlılara olan en büyük yeminizi,kutsal sevgimizi
kaybetmemiştik.Kertilmemiş bir beşiğin dogmatik kertmeleri
değildik,kimlik arayan gölgelerin tasmalarını,ruh emicilerinin ve
gözyaşıyla beslenenlerin önüne serdik.Onlar içimizdeki genetiği
değiştirilmemiş hücrelerden oluşmuş pür sevgiyi görebilselerdi, bizi
bizden daha çok sevmezler miydi?
—————————————-


Bizi birleştiren
özellikler üzerinde yoğunlaştığımız zaman ,evrensel bir dili konuşan ve
evrensel bir değerler sistemini paylaşan,dünya vatandaşlarına dönüşmüş
oluruz…Her türlü dönüşümümüzü ancak o zaman,eksiksiz olarak tamamlamış
oluruz…
—————————————-
——————-
Pandemik pandomimle
beslenen sessiz harflerin sesli olma vakti…Güneş hepimizin gölgesini
yeteri kadar büyütmedi mi?Gölge oyunları sona ermeli,mutlak
eşitsizlik,muğlak eşitliliğe değil,gerçek eşitliğe dönüşebilmeli…Bu
dünyayı her türlü yozlaşmaya,çıkarcılığa ve adeletsizliğe karşı
aydınlatamıyorsak,ben ışığımın sönmesine razıyım… 
(HİKAYEYİ
BAŞLATAN ASLINDA BİZLERDİK,HİKAYEYİ BİTİREN KİMLER OLUR,İŞTE ORASI TAM
BİR BİLİNMEZLİK?)

Kelimeler dilimizden,
düşünceler zihinlerimizden intihar ederken,son kullanma
tarihlerimizdir sentetik bedenlerimize hapsedilen…F-tipileştirilmeye
çalışılan hayallerimizin q-klavyesini kullanarak yaptığımız parmak ucu
hareketleri,bizi birbirimize kenetledi…

Ben bu hikayeyi
bitiremeyebilirim;ama bu hikayeyi bitirmek için mutlaka birileri
gelecektir,eminim…

O zamana
kadar hiçbir şey ; ASLI GİBİ değildir…

Dünya laboratuarında John Nash’in stratejileri kullanılarak
başlatılmıştı : ”OYUN”…

Dünya barışına hizmet edemeyenlerin
oyunuydu bu…

Oyunbozan hep başka topraklarda aransa
da,ezberbozan tek adresteydi,101 numara…

’8′ i sağa ya da sola
yatıramayanlar,yarattıkları rezilliklere doymasınlar…

PASSWORD:

Kutsallığını
kaybetmiş solo sesleri duyulmayan bir oratoryodaki hayaletler bu
dünyaya en büyük cinayeti neden hergün işlediler?Yaptıkları kumdan
kaleleri başkalarının yıktığı savaş ortasındaki çocuklar günün sonunda
annelerinin kollarında neden uyuyamadılar?

(ACCESS denied…)

Dünya’nın
yabanileştirilmeye çalışılan her bir kutsal toprağında dikenler çıkmaya başladı,
,makaslar geç mi kaldı?Herkesin elindeki o bayrağı diken
terzi,makasını ve iğneni hangi toprağa gömdün sen?

(Not the same
as the original…)

e.n.i.s. y.ı.l.d.ı.z…………………..oo

‘SUÇ VE CEZA’NIN
OLDUĞU OYUNDA,BELA MUTLAKA VARDIR MUTLAKA…

BEYNİMİN DERİNLİKLERİNDE DERİN BİR KAZI VAR,ÇEVREYE VERDİĞİM GEÇMEYİCİ
RAHATSIZLIK İÇİN ÖZÜR DİLERİM…

(Eserin izin alınmadan
kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur…Eserin telif hakları ve
sorumluluğu Enis Yıldız’a aittir…)
imza
——

Legal
şair,illegal yazar Enis Yıldız…

21.12.2012 CUMA T.T.E.G.T.Y biter,sadeleştirilmeyi yalnızca sessiz harflerim hak eder…

Dağıtılan kömür torbaları zamanla ceset torbası olmadı mı?



“1934 yılında soyadı kanunu
çıktı…Kendime ‘yıldız’ soyadını aldım. Herkes
‘yıldız’ diye çağırdıkça…Hangi yıldız olduğum
bilinmesin,istedim…”e.Yı
ldız
 

ÜÇ KİŞİ KAÇ KİŞİNİN HAYATINI DEĞİŞTİREBİLİR,YA DA KAÇ KİŞİ ÜÇ KİŞİNİN HAYATINI MAHVEDEBİLİR???

Orada olduğunuzu biliyorum artık,
hissedebiliyorum…
Bundan sonra
nelerin olacağını size bırakıyorum…Duhan 13-14…Herşey zaten aslı gibi değildi…

İnsanların da yan etkileri var…Bazıları başını döndürürken,bazıları mideni bulandırabiliyor…Vazgeçilmez sanma kendini…Toprağın altı;kendini vazgeçilmez sananlarla dolu…Hevesleri için kimse kimsenin gururu ve duygularıyla oynamasın…Bu toprağın üstü varsa bir de altı var,unutulmasın!Birilerinin gözyaşları üzerine kurulan her mutluluk;günü geldiginde en dayanılmaz acılarla intikamını alır…Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak;fakat o gün yağmur yağmayacak…

( Nicanor Parra )

Ergeneko-namaz engerek olamaz…Kara listelerin ak olmayan sayfalarında süper güçlerle süper hörgüçler bulu-namaz…Süper güçler ya da süper hörgüçler…Kim kazanırsa kazansın,insanlık kaybeder…enis yıldız ( Hiç Kimse )

.,.

Posted in Genel on 15 Nisan 2008 by enisyildiz
—Önsöz,Aslında Kıssadan Kısa
Bir Öz—

Enis Yıldız’ı gerçekten tanıdığınızı düşünüyorsanız,bir kez
daha düşünün!!!


Hikaye sanal reklam uygulaması olmadan,taksitsiz
bir şekilde başlıyor…Herşey onun istemsiz olarak seçilmiş
seçeneklerle hayata doğmasıyla başladı:


İlkokul ve ortaokul
çağlarında yaşıtlarından kişisel gelişim olarak, biraz farklıydı…

Okullarda
dağıtılan radyasyonlu çarnobil fındıklarını yemediği,dağıtılan bozuk
sütleri içmediği ve yapılan hiçbir aşıdan kaçmadığı için diğer
arkadaşlarından daha sağlıklı bir 15 sene geçirmiştir…


Lise
ve üniversite çağlarında ise onun için kayda değer birşeyler
yaşanmamıştır…Alay-

lıyla
alay eden alaycı sistemle her zaman alay etmiştir…Kişiliği ve empatik
yeteneği gelişmemiş bireyler,yeterince hayat deneyimi kazanamamış
insanlar tarafından yanlış değerlendirmelere maruz kalmıştır…

Dışarıdan
soğuk,ukala,megaloma
n ve
suratsız biriymiş gibi görünse de,o bunların tam tersidir…Gizemli iç
dünyasına sınırlı sayıda kişiyi davet edebilmiştir…Josh Holloway ve
Julian Mcmahon gibi egoist bir pislik değildir…Bir tanırsanız,onu
mutlaka çok seversiniz…

Boyla zekanın 1.92′ye kadar doğru
orantılı,1.92′den sonra ters orantılı olduğunun boyunun 1.92 olması
sebebiyle savunur,ama bunu herkese ispatlamak gibi bir amaca hizmet
etmez,çünkü gösteriş meraklısı ve ne oldum delisi biri değildir…

Holigan,fanatik,radikal ve aferist bedenlere hapsolmuş
süzme beyinlerin yaratmak istediği büyük dünya hegemonyasına
karşı,pandemik pandomimle eğitilmiş bir savaşçıdır…Değersi
zlikler sisteminin görebileceği en büyük baş
belasıdır…

İnsanları ayıran değil,birleştiren özellikler
üzerinde yoğunlaşılması gerektiğini düşünür…

Doğadaki
çeşitliliğin insanoğlunun kendi pisliği içinde boğulmaması için
korunması gerektiğini ve yeni dünya düzeninin inşası için herkesin
çözümün bir parçası olması gerektiğini savunmuştur…Pagani
st ruhluların torunlarının kurguladığı
inanç sistemine her zaman karşı çıkmıştır…Ona göre; bir yaratıcı
mutlaka vardır,ancak o yaratıcıyı herkes yanlış yorumlamıştır…O’nu
olduğundan daha karmaşık ve anlaşılmaz
göstermişlerdir…
Irksal üstünlükten arındırılmış,evrensel bir dil yaratılamadığı için,dünya
üzerindeki çoğu topluluk O’na inanmamaktadır…Her
şeyin ve herkesin içinde tanrısal bir öz
mutlaka vardır…

Enis Yıldız basit bir anlatan
değildir,herşeyi gerektiği kadar yaşamıştır…Herkesi
herkes kadar tanımıştır…Bunun herkesle
paylaşmak için ‘Terbiyesizlikle Terbiye Edilmiş Gece Tarifesi
Yaşanmışlıklar’ adlı kitabı yazmaya başlamıştır…

—–Sonsöz,Aslında
Kısa bir Söz—-

Hayatın sessiz harflerini legal olarak
seslendirmeyi başarabilen illegal bir şair,seri bir katil kadar
tehlikelidir…Sessi
z
harfler,sesli harlerin en büyük lanetidir…Pandemik
pandomimle beslenen sessiz harflerin sesli ve
ünlü olma vakti,güneş artık batıdan doğacak sanki…
(Enis Yıldız,TTEGTY
SON BÖLÜM)

(Eserin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur…Eserin telif
hakları ve sorumluluğu Enis Yıldız’a aittir…)

imza
——
Legal
şair,illegal yazar Enis Yıldız…




,

…..

Posted in Genel on 31 Ağustos 2006 by enisyildiz

ZİRVEYE ÇIKMAK İSTERSİN, AMA BAZEN SENİ ORAYA ÇIKARABİLECEK BİRİ YOKTUR.

İNSANLAR BİRBİRLERİNİ ANLADIKLARI ÖLÇÜDE SEVERLER.

ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAZSAN, SORUNNUN PARÇASI OLURSUN.

KARŞIMDAKİNİN YÜZÜNÜ GÖRDÜKTEN SONRA HER OYUNU SEVERİM.

YAŞINI ON YAŞ KÜÇÜLTMENİN TEK YOLU, ÇOCUKLARININ YAŞINI ON YAŞ KÜÇÜLTMEKTİR.

DENGESİZLİĞİN DENGESİ, KUSURSUZLUĞUN KUSURU, ÖNEMSİZLİĞİN ÖNEMİ, SESSİZLİĞİN SESİ, SONSUZLUĞUN SONU VAR MIDIR?

BAZEN DİBE VURANA KADAR BAZI ŞEYLERİN FARKINA VARAMAYIZ.

SİGARANIN İLK NEFESİNİ, BENİ SEVMEYENLERİN SON NEFESİNİ SEVİYORUM.

BİRİ ONLARI HATIRLADIĞI SÜRECE KİMSE ÖLMÜŞ SAYILMAZ.

YAŞAMIN HER ZERRESİ KUTSALDIR, DEĞERLENDİRİLMELİDİR. GÜZELLİKLERDEN GÜZELLİKLER ÇIKAR; AMA SIKINTILARDAN DA GÜZELLİKLER ÇIKARMAK MÜMKÜNDÜR.

TANRIM, BANA DEĞİŞTİREBİLECEĞİM ŞEYLERİ DEĞİŞTİRME GÜCÜ VER. DEĞİŞTİREMEYECEĞİM ŞEYLERİ KABULLENMEMİ SAĞLA. İKİSİNİ AYIRT EDEBİLMEM İÇİN DE AKIL VER.

DEĞİŞTİREMEYECEĞİMİZ KAYIPLAR KARŞISINDA, YAŞAMA SEVİNCİMİZİ KAYBETMEMEMİZ GEREKİR.

ÖĞRENME GÜCÜ VE ÖĞRENMEYE DİRENME GÜCÜ; ÇOĞU İNSANIN ORTAK ÖZELLİĞİDİR.

KÜÇÜK ŞEYLERİ BÜYÜTMEK, BÜYÜK ŞEYLERİ KÜÇÜLTMEK İNSANIN ELİNDEDİR.

OLAYLAR ÖNEMLİ DEĞİLDİR, ÖNEMLİ OLAN OLAYLARI ALGILAMA ŞEKLİMİZDİR.

KENDİNE İNANMAZKEN BAŞKASINA İNANMAK KOLAY DEĞİLDİR.

BU LANET ŞEYİ, BEN BAŞLATMADIM AMA MUTLAKA BİTİRECEĞİM.

SEVEN UNUTULMAZ, UNUTAN SEVMEMİŞTİR. SEVEN UNUTULMUŞSA SEVMEYİ BİLMEMİŞTİR.

ŞU DÜNYADA İKİ KÖR İNSAN TANIDIM. BUNLAR; GÖZLERİ SENDEN BAŞKASINI GÖRMEYEN BEN, DİĞERİ İSE BENİM MASUM VE İÇTEN SEVGİMİ GÖREMEYECEK KADAR KÖR OLAN SEN.

İKLİMLERDEN AKDENİZDEYİZ, KENDİMİZDEN UZAK MEÇHULLERDEYİZ, BEN VAZGEÇTİM SEN DE VAZGEÇ, SÜRMEYECEK BİR AŞKIN İÇİNDEYİZ.

HER SÖZÜMÜZ DUDAKLARDA GÜLÜŞ OLDU, DÖNME İHTİMALİ YOK ARTIK O GÜLÜŞLER DÜŞ OLDU.

ZOR ŞEYLERİN DAHA GÜZEL OLDUĞUNA İNANMAK BİZLERİN ORTAK YANLIŞIDIR.

DÜŞÜNCESİ DEĞİŞMEYEN ÖLÜLER, DELİLER VE RADİKALLERDİR.

DÜŞMEYİ BİLMEYEN, KALKMAYI ÖĞRENEMEZ. HAYAT UZUN BİR MERDİVENDİR. İLK BASAMAK ÇIKILMADAN SON BASAMAĞA ULAŞILAMAZ. EZİLMEDEN, EZEMEZSİN. HİÇKİMSE HAYAT MERDİVENLERİNİ ELLERİ CEBİNDE ÇIKMAMIŞTIR.

TOPLUM TARAFINDAN SAYGI GÖRMEK İSTEYEN KİŞİLER, OYUNU TOPLUMUN KURALLARINA GÖRE OYNAMALIDIR. OYUNCULUK YETENEĞİNİZ ÖLÇÜSÜNDE SAYGI GÖRÜRSÜNÜZ TOPLUMDAN.

MEZARA KADAR GENÇLİĞE VE ONUN ZEVKLERİNE DELİCESİNE YAPIŞMAK YERİNE, HERKES YAŞLANMAYI DOĞAL BİR SÜREÇ OLARAK KABUL ETSE HİÇ DE FENA OLMAYACAK.

GAYRET, ÖDÜLÜNÜ VAZGEÇMEYİ REDDETTİĞİNDE VERİR.

ENERJİNİ NEREYE ODAKLARSAN HAYAT ORADA GELİŞİR.

AYNI NEHRİ İKİ KEZ GEÇEMEZSİNİZ, ÇÜNKÜ SU SÜREKLİ AKAR.

HATA YAPMAKTAN KORKAN İNSAN HİÇBİRŞEY YAPAMAZ.

HAYATTAKİ BAŞARINIZ GEÇMİŞTE OLAN ŞEYLERE DEĞİL, GELECEKTE OLABİLECEK ŞEYLERE BAĞLIDIR.

DAHA İYİ OLMAYA ÇALIŞMAYAN İYİ OLARAK KALAMAZ.

SAHİP OLDUKLARINIZIN DEĞERİNİ ONLARI KAYBETMEDEN ÖNCE ANLAYIN.

BİR İNSAN BİR İŞİ BAŞARABİLİYORSA, AYNI BEDELİ ÖDEMEK KOŞULU İLE BUNU HERKES YAPABİLİR.

BÜYÜK İNSANLARIN İDEALLERİ, SIRADAN İNSANLARIN HEVESİ VARDIR.

İNSANI VAKTİNDEN ÖNCE YIPRATAN BİR ŞEY VARSA, O DA MUTSUZLUKTUR.

BAŞARILI İNSANLAR, HAYAL KURAN, BÜYÜK DÜŞÜNMEKTEN KORKMAYAN VE BÜYÜK OLMAYA CESARET EDEN SIRADAN İNSANLARDIR.

BARIŞTA OĞULLAR BABALARINI, SAVAŞTA BABALAR OĞULLARINI GÖMERLER.

AŞK ŞARAPTIR, KADEHİ DUDAKTIR, İÇME IZDIRAPTIR.

GELECEKTEN BEKLENTİSİ OLMAYANLAR, ANILARINA SIĞINMAKLA TESSELİ BULURLAR.

ARADIĞINI BULAMASAN BİLE ARADIĞININ ZEVKİNİ DUYARSIN.

ZOR İŞLERLE UĞRAŞANLAR TAKDİR EDİLİR, AMA KİMSE ZORLUKLARLA UĞRAŞMAK İSTEMEZ.

İNSANLAR ÖVÜLME BEKLENTİSİ İLE BAŞKALARINI ÖVERLER.

DÜNYADA KUSURSUZ İKİ İNSAN VARDIR: BİRİ ÖLMÜŞTÜR, DİĞERİ İSE DOĞMAMIŞTIR.

BU OLAY, AYASOFYA’DA DİLENİP, SULTANAHMET’TE SADAKA VERMEK GİBİ BİR ŞEY…

HAYATLARINDA HİÇBİR BAŞARI GÖSTEREMEYENLER, KENDİLERİNİ BAŞKALARININ BAŞARILARINI ANLATMAYA ADARLAR.

GENÇLİKTE SEVMEK İÇİN YAŞAR, YAŞLILIKTA YAŞAMAK İÇİN SEVERİZ.

HOCA DENİLEN KİŞİ DE ÖĞRENCİLERİ OLAN BİR ÖĞRENCİ DEĞİL MİDİR?

KADINI GÖSTEREN ELBİSE MİDİR, YOKSA ELBİSEYİ GÖSTEREN KADIN MIDIR?

SONUCUSUNU UNUTMANIN TEK YOLU; BİR SONRAKİDİR.

İNSAN DOĞDUĞU YERDE DEĞİL, DOYDUĞU YERDE YAŞAR.

İLİŞKİMİZİN BAŞINI VE ORTASINI HATIRLA SONUNU DEĞİL.

GÜNAHIMI ALIYORSUN, SENİN SAYENDE CENNETE GÜNAHSIZ OLARAK GİDECEĞİM.

ÇOK AĞIR İLERLEYENLER, DOĞRU YOLU SEÇMİŞ OLMAK KAYDIYLA,

KOŞUP DA DOĞRU YOLDAN UZAKLAŞANLARDAN DAHA ÇOK YOL ALABİLİR.

FELSEFE; İNSANA HERŞEYDEN DOĞRUNUN IŞIĞINDA SÖZ ETME VE KENDİSİNDEN DAHA AZ BİLGİLİ KİŞİLERİN HAYRANLIĞINI KAZANMA İMKANI VERİR.

~

Posted in Genel etiketler ile , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 09 Temmuz 2006 by enisyildiz
HOŞ GELDİNİZ…
SİTENİN RESMİ AÇILIŞI YAKINDA YAPILACAKTIR…
HERKES DAVETLİDİR…

http://enisyildiz.wordpress.com/

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.